Harekât-ı Milliye - Dersaadet İlişkileri

Anadolu'dan Dersaadet'e Yapılan Uyarılar

 

17 Eylül, 2. Sayı, 4. Sayfa

3. Kolordu Kumandanı Selahaddin Bey'in Telgrafı

Dahiliye Nazırı Adil Bey'le Harbiye Nazırı Süleyman Şefik Paşa'nın müştereken Harput Valisi Ali Galip Bey'e vermiş oldukları talimat-ı cinayetkârane ve ihanet-i vataniye üzerine 3. Kolordu Kumandanı Muhterem selahaddin Bey Efendi tarafından Harbiye nezaretiyle kolordu kumandanlarına keşide edilen (çekilen) telgrafnamedir: 12 / 9 /1335 Sivas

1- Makam-ı Nezaretpenahileri ile Dahiliye Nezaret-i Celilesinden Elaziz vilayetine çekilen ve bu gün ele geçen telgrafname-i müşterekleri sureti bervechi ati maruzdur.(devamında arz edilmiştir).

2- Ol emirde Zat-ı Hazret Padişahın İrade-i Seniyeleri ve itimad-ı resmi-i samileri ile Kolordu uhde-i acizanemde ifa buyurulduğu halde, bilâsebep (nedensiz) taraf-ı devletlerinden iğfale ( yanıltılmaya / kandırılmaya) teşebbüs olunması,

Saniyen (ikinci olarak) azlim hakkında bir İrade-i Seniye ile şereftalik (terfi erteleme) etmeden taraf-ı samilerinden bir suret-i irade tertip ve tanzim olunarak doğrudan doğruya hukuk-u Hazreti Padişahiye taarruz olunması (Padişahın hukukuna saldırılması) ,

Salisen (üçüncü olarak) böyle buhranlı ve nazik bir zamanda asayişin muhafazasında acizlerinden talep buyurulan hususat-ı tenfil (yağmacılık konuları) ile son kuvvetimle vatanın beka-yı saadetine çalışırken, vilayetin tahkikat ve maruzatına iltifat olunmayarak bir takım ihtiras-ı şahsiye ve efkâr-ı sathiye (kişisel çıkar ve sığ düşünceler) ta'kibiyle gizli bir mânâ-ı ihanet ihzarına (ihanet anlamı gösterilmesine) doğrudan doğruya Makam-ı âlilerinden (yüksek makamınızdan) teşebbüs buyurulması ,

Rabian (dördüncü olarak) gerek burada ve gerek 3. Kolorduda bizzat Ordu-yu hümayuna baştan başa gösterilen adem-i itimad (güvensizlik) bendenizi hayret içinde bırakmıştır. Şimdiye kadar Zat-ı Hilâfet Hazret-i Padişahiye ve Hükûmet-i celilenin emirleri yolunda başta bendeniz olduğu halde bütün hidmette kemâl-i fahr (büyük övünçle) ve niyet-i itaat ve sadakatla kan ve can vererek çalışmış olan heyet-i askeriye ve buradaki heyet-i hükûmeti şayan-ı iltifat ve imtisal (emirlere uyar ve övülmeğe değer) görülmeyerek bir takım vesait-i adiye ile bu şekilde bir hıyanet ve tertibi havsalama sığdıramadığımdan doğrudan doğruya baş kumandan Zat-ı Akdes Efendimiz Hazretlerinin atiye-i alilerine baş vurmaya maatteessüf mecbur ve mazur bulunduğumu iblağ eylerim (bildiririm) efendim.

 

3. Kolordu Kumandanı

Selahaddin

 

 

 

 

 

 

21 Eylül ,3 sayı, 1 sayfa

Veliahd-ı Saltanat Hazretlerinin Lâyihası

Memleket gazetesi nüsha-i fevkaladesinden

Hak-i Payı Maali İhtiva-yı Cenab Taçdar Azimlerine Maruzat-ı mahsusa-i bendeganımdır.

(kulunuz özel olarak arzeder.)

Menafi-i aliye-i memlekete müteallik (ülkenin yüksek çıkarları ile ilgili) fevkalâde mühim gördüğüm mesaili (meseleleri) bir bir vecazen (kısaca) Hâk-i Payi Maali İhtiva-yı Cenap Tahtdarilerine arz etmeği bir vecibe addeylerim (görev sayarım).

Vaziyet tetkik ve tahkik edilince (incelenip araştırılınca) evvela bu günkü halin, bilhassa hükûmet-i hazıranın ( mevcut hükûmetin) böyle buhranengiz ( karışık/ tehlikeli) bir zamanda idare-i umura ademi kabiliyetinden (devlet yönetimine yetersizliğinden) ileri geldiği ve keza esbab-ı amiyaneden tevlid eylediği nümayan olur ( sıradan sebeplerden doğduğu görülür) .

Mütareke mebni merkez-i Saltanat-ı seniyede (tarekeden dolayı yüksek Saltanat merkezinde) ve vilâyet-i şahanede kalup ahaliyi te’min ve tatmin edecek (korkusunu giderecek ve inandıracak ) bir idare-i halliye ve salime ( çözümleyici ve rahatlatıcı bir yönetim) tesis edilememiştir. Umumun muntazır olduğu (herkesin beklediği) hak ve adalet te’sisine ve salahat-ı memleketin husulüne hadim icraat (memlekette barışın - huzurun sağlanmasına yarayacak /hızmet edecek uygulâmalar ) yerine bir takım arzu ve ihtirasat ta’kib olunarak (tutkuların peşinden gidilerek) halk arasında tefrika ika, a'da-yı vatanın mahsül-ü âmali olan şikak ve nifak ihdas olundu (ayrımcılık , vatan düşmanlarının eylemlerinin ürünü olan uyuşmazlık ve iki yüzlülük yaratıldı). Umur-u idarede devam eden tezebzüb ile fırkacılığın teşeddüt eyleyen ihtirasatı (yönetim de devam eden kararsızlık / karışıklık ile partizanlığın şiddetlenen çıkarcılığı) yüzünden günden güne merkezde ve vilâyatta tavazzuh eden efkâr, millet-i necibe-i Osmaniye’yi, en vahim ve hayretengiz ( illerde açığa çıkan fikirler, soylu Osmanlı halkını, en kuşku ve şaşkınlık veren ) bir zamanda vahdet-i milliye seciyesinden mahrum (milli birlik huyundan/ niteliğinden yoksun ) bırakmakta ve müstaidd tefsih (akıllılar /yetenekliler bozulma / çürüme ) göstermektedir ki bunun maddi ve manevi mazarrat-ı ma’lûmesi mehalik-i izah değildir (bilinen zararlarının açıklanmasında bir sakınca yoktur).

İzmir ,Rumeli, Adana, Maraş vilâyetleriyle vilâyet-i şarkiyedeki her dem maruz-u tehdit olan aksam-ı vatanda (sürekli korkularla karşı karşıya bulunan vatanın bölümlerinde) kalıp, ahaliyi tatmin edecek tedabir-i saibenin ittihazına sarf-ı mukaddemat olunmamakla (amaca ulaştıracak önlemlerin belirlenmesine öncülük yapılmamakla) beraber ahalinin hukuk-u milliyelerini muhafaza emrinde yapmak istedikleri mesai-i vataniyenin (vatan için yapılan çalışmaların) hükûmetçe müzaheret-i münasibeden mahrum (uygun yardımlardan yoksun) bırakılması ve bilhassa İzmir fecayiini müteakip ahalide uyanan mütalaa-i vatan hissiyat-ı vecibesini hüsn-ü idare ve teşkilatlanmalarına ehemmiyet olunmayarak (vatanı düşünerek bir şeyler yapma duygusunu iyi yönetip ve örgütlemelerine önem verilmeyerek, dahiliye nezaretince yağmagirlik gibi âmal-i iğtişaş isnadiyle şaibedar edilmesinden mütevellid inkisarı (eşkıyalık gibi bozgunculuk eylemleri suçlaması ile şüphe altında bırakılmasından doğan gücenikliği / kırgınlığı ) ... kalup, âma-yı badi (nedenleri görememek) olduğu gibi, Sadrazam paşanın vilâyet-i şarkiyede vasi’ (geniş) Ermenistan muhtariyeti te’sisi yolunda da beyanatı havali-i mezkûrece mucib-i sair azim ( adı geçen bölgelerde diğer bir büyük sebep) olarak memleketlerinin ahara (başkalarına) terk olunacağı zehabını tevlit eylemiştir ( zannını /kuşkusunu doğurmuştur.).

Bu gibi te’sirat ahaliyi, hükûmet-i hazıradan kat’ i ümit (umudunu kesmeye) ; necat ve selamet (kurtuluş ve iyi sona ulaşma ) çarelerini bizzat takibe sevk etmiştir. Bervechi ma’ruz te’sirat infialat-ı milliyeyi teskin, vazıhan ahaliyi tatmin edecek tedabire tevessül olunmak vecaib-i kat’iyeden (böylece açıklanan etkiler ulusal kızgınlığı yatıştırıp, açıkça halkı rahatlatıcı önlemlere girişilmek kesin zorunluluklardan) iken bu emr -i hümayuna hâlâ atf-ı ehemmiyet olunmamaktadır ( padişah emrine hâlâ önem verilmemektedir )

Sulh Konferansına davet münasebetiyle umum efrad-ı millete vaz'edilen (milletin bütün bireylerine verilen) ümitler dahi bu kerre teati edilen (karşılıklı gönderilen) muhtıralar münderecatının intişariyle (içeriğinin yayınlanması/duyurulması ile) Avrupa’da olduğu gibi zemim-i inkisar ( kırgınlıktan doğan kötü bir durum) olacağı ve ihtilafat ve te’sirat-ı mevcudenin (anlaşmazlıklar ve var olan etkilerin)devam edeceği bedihidir (açıktır).Ferit Paşa’nın Sulh Konferansına takdim eylediği muhtıra manası itibariyle şayan-ı eseftir (hayıflanmaya değer).

Bilâ lüzum (gerek görüldüğü için) temas edilen harp, tehcir ve tenkil (göç ettirme ve uzaklaştırma). meselelerinde devlet ve milletin mesuliyetini tahallüf edecek delail ikmal olunmayarak ( ortadan kaldıracak kanıtlar tamamlanamayarak) bütün mesuliyetin millete tahmiline (yüklenmesine ) sebebiyet verilmiş ve Rumeli’de , hudud-u şarkiyede ve ahiren İzmir’de yüz binlerce katl ve imha edilen (öldürülen ve yok dilen) nüfus-u islamiyenin uğradığı fecayii büsbütün meskut bırakmıştır. (facîalar karşısında tamamen sessiz kalmıştır).

Bir fıkrasında ise memleket-i şahanenin herc-u merc içinde (karmakarışık) içinde olduğu beyan olunarak müdahelat-ı ecnebiyeye (yabancıların müdahalelerine) meydan verilmiştir. Mevzu-u bahs olmaması icab eden Toros silsilesinin cenubunda milyonlarca Türkler meskûn ve ekseriyet-i azimesi (büyük çoğunluğu ) Türk olan Adana,Haleb , Diyarbekir vilâyetleri ve Maraş, Urfa livaları bulunduğu unutulmuş ve bu gibi nice gayri muvafık (uygun olmayan) ifadeler ile ele geçen kıymettar fırsatlar hebâ edilmiş ve hatta mua’rızlarımıza (rakiplerimize) kendileri için faide bahş (yararlı olacak ) senetler ita olunmuştur (verilmiştir.)

Sulh Konferansının cevabı ise başından nihayete kadar efrad-ı milletin intibahını (uyanmasını / gözünün açılmasını) davet eyleyecek bir vesikadır. Tarih-i mukayyedatta (tarih kayıtlarında) emsali görülmemiş tahkirat ile memlüdür (hakaretlerle doludur) ki Ferit Paşa muhtırasının diplomasiye ve icabat-ı hal ve vaziyete gayri muvafık (mevcut durumun gereklerine uygun olmayan) şekil ve mahiyeti bu cevabı davet eylemiştir.

30 temmuz tarihli "Temps" gazetesi pek vazıh (açık) bir surette ahvali irae etmektedir (göstermektedir) ve bu surette Avrupa’nın zaten hakkımızda pek cüzi’ olan emniyeti bu kerre tamamen zail olmakla (yok olmakla) Hey’et -i Murahhasamızın Dersaadet'e iadesi gibi tarihte emsali (benzeri) bulunmayan bir hakarete duçar edilmesine ( düşürülmesine ) sebep olmuştur.

Heyet-i Murahhasamızın bu akibeti üç sebepten neşet eder (ileri gelir),

Evvelâ ekseriyet-i milletin adem-i itimadını ( halk çoğunluğunun güvensizliğini) kazandığı müteaddit telgraflar ve beyanlar ile işaa kılınan (duyurulan) bir kabinenin reisi olan Ferit Paşa’nın o milletin hukukunu müdafaaya salâhiyetdar (yetkili) olamayacağı, hatta Dört’ler meclisinde anlaşılmıştır.

Samiyen memlekette tesanüdün tenkisi muarızların menafii iktizasından (dayanışmanın eksikliği, rakiplerimizin menfaatleri gereği) olduğundan sulhun tehiriyle bu kargaşalığın tezyidine (artmasına) hizmet edilmiştir.

Salisen bu gün makasadımızın tevdi edildiği (amaçlarımızın emanet edildiği) Avrupa efkâr-ı siyasiyesinde . mürur-u zaman (zaman aşımı) ile çareler taharri olunamayacaktır (araştırılamayacaktır.)

Binanenaleyh ahval pek vahimdir. Devlet ve milletin muhafaza-i şeref ve haysiyeti emrinde derhal cevab-ı münasibe ita olunmak (uygun cevap verilmek) veya lüzumuna göre tesirat-ı lâzımede (gerekli etkilerde) bulunmak ve bu netaici (sonuçlar) almaya adavet (düşmanlık) edenler hakkında icraat-ı lâzıme ifasında teressül edilmemek muktazidir (gerekenleri yapmakta yavaş hareket etmekten kaçınmak gereklidir.)

Muhtıraya verilen cevapda, Devlet-i Osmaniye hakkında Konferansca bir kısım kavm ve anasırın ( kavim ve unsurların) İdare-i Osmaniye de bırakılması iltizam olunduğu (gerekli sayıldığı) anlaşılmaktadır. İnkişaf-ı Osmaniyeye tahsis edilecek muhit-i mahdut ( Osmanlının gelişmesine ayrılacak belirli bölge) hakkındaki imalar ile tezahürat-ı mevcude (mevcut görünümler ) pek ziyade calib-i dikkattir (dikkat çekicidir)

Mesele , Devlet-i Osmaniye’nin Düvel-i saire menafiine taallükünden (diğer devletlerin yararına bağlı olduğundan) dolayı daha ziyade tetkik ve tahkik (incelenip araştırılmış) olunmasına binaen (dayanılarak) bir adet daha taakkulu icabettiğine (düşünülmesi gerektiğine) dair Konferansın tebliğ-i ahiri fevkalâhd şayan-ı teemmüldür (sonuç bildirgesi etraflıca düşünülmeye değer).

Amerikan tarafından Ermenistan ve Dersaadet için vekâlet-i talep (mandaterlik) edilebilmek için bir mahiyette intişarı ve İtalya murahhas-ı cedidesinin (yeni delege kurulunun) Konferansa Asya-i Osmanideki (Osmanlının Asya bölümündeki) İtalya menafiinden bahs eylemesi, keyfiyet-i tehire mevzu-u bahs ( geciktirilmesi durumunun söz konusu)olmaması itibariyle kemâl-i ehemmiyettir (çok önemlidir).

Konferans, memalik-i Osmaniye hakkında tetkikat icra edeceğini dermiyan eylemekte (inceleme yapacağını söylemekte /duyurmakta) ise de ruzu ahvale (bu günkü duruma) nazaran i'lân edilen prensibata sadık kalarak hakkımızda muktaza-yı hak ve vaadleri (hak ve verilen sözlerin gereğini) tamamen tatbik edeceğine intizar olunamaz (uygulayacağı beklenemez) kanaatındayım. Ancak devlet ve milletin muhafaza-i hukuku emrine yek vücut olarak göstereceği kudret ve kabiliyetin mümkün olan gayeyi ta’yin hususunda ibraz eyleyeceği fatanet ve ruiyet ( amacı belirleme konusunda göstereceği zihin açıklığı ve yüreklilik) ile mukadderatını muhafaza edeceği ümidindeyim. Binaenaleyh bervech-i ati (aşağıda) arz edilecek tedabirin ifade-i vakt ittihazı vücub kat’ı tahdındadır (önlemlerin söylenme vakti geldiğinin kabulü kesinlikle gereklidir). Artık menafi ve ihtirasata (çıkar ve açgözlülüğe) mağlub veya bir takım ümitlere girift (kapılmış / tutulmuş) olarak imrar-ı evkat edilirse (vakit geçirilirse) düvel-i garbiye arasında itilaf husûlüne (anlaşmanın oluşmasına) meydan bırakılmış olacağı, Maaz Allah (Allah korusun) devletin inkisarını (sonunu/yıkılışını) doğrudan doğruya teshil edileceği (kolaylaştıracağı) muhakkaktır.

1-Millet ve devletin nokta-i istinadı (dayandığı nokta) olan Makam-ı Vâlâ-yı Hilâfet ve Saltanatın hiç bir fırkaya temayül göstermeyip, mevki-i bitarafane muvazene-i umumiyeyi muhafaza (hiç bir partiye taraf olmayıp, tarafsızlıkla genel dengeyi korumak) ve bu suretle yalnız muhtelif cereyan-ı efkârı ve hareket-i umumiyeyi tevzin ve te’lif eylemek (çeşitli fikir akımlarını ve genel hareketi dengelemek ve uzlaştırmak)

2-Bu mühim devrede irade-i milletden istiğna edilemeyeceğinden (çekinilemiye- ceğinden) ve bilhassa bütün mes’uliyeti deruhte etmek (yüklenmek) akıl ve mantığa sığmayacak derecede basiretsizlik olmasiyle derhal intihabatın icrasına (seçimlerin yapılmasına) itibar etmek.

3-Fırka ve fırkacılık hemen külliyen bir taraf edilerek ve esasat-ı siyasiye ile teessüs etmemiş (siyasi esaslara uygun olarak kurulmamış) fırkalara iltifat buyurulmayarak adil ve milletin itimadına mazhar (milletin güvenini kazanmış), tecrübeli ve umura vakıf rical-i devletten (devletin yüksek görevlilerinden) bir merkez kabinesi teşkil etmek.

4-Vaziyet-i hariciyeye derece-i kifayede terahi etmiş (dıştaki durumlara yeteri kadar boş verilmiş) olmasıyla eshab-ı iktidar ve ihtisastan ve rical-i devletten (güçlü ve uzman kişilerden ve devletin ileri gelenlerinden ) bir heyet-i meşşveret teşkil ile şerait-i hazıra dairesinde (danışma kurulu oluşturularak mevcut koşullar içerisinde) mümkün olan gayeyi te’min edecek süre-i makul (uygun süre) teklifin hemen efkâr-ı umumiye-i cihana arz ve bu suretle menafi-i hayatiye-i memleketin, mugayyir mukarreratın suduruna takaddüm olunması (ülkenin yaşamsal çıkarlarına aykırı kararların çıkmasının önlenmesi).

5-İcraat-ı lâzimenin serian ifası ( zorunlu olarak yapılması gerekenlerin çabucak yerine getirilmesi) ve bu hususta millet ile kati’ alâka etmek (milletle kesin ilişki kurmak) ve bu surette bir takım ahvâl-i gayri lâyıkaya hitam vermek (uygun olmayan durumlara son vermek) üzere aff-ı umumi (genel af( ilânı.

6-Anadolu’da teşekkül eden cemiyetlerin mutalebelerini tetkik edip ahvale göre menafi-i umumiyeye (isteklerini-taleplerini inceleyip duruma göre kamu yararına) elverişli olanların kabul ve icrası.

7-Ahâlı arasında gittikçe ziyadeleşen münafeset (birbirlerine olan düşmanlık) ve mütegalibe-i umumiyenin izalesine (genel zorbalığın giderilmesine) son derece sarf-ı mukarrerat ederek (kararlı davranarak) millet-i islamiyeyi bir kitle-i vahdet (tek kitle) haline getirmek ve bütün cihana yek (tek) emel, yek menfaat, sahib el azim (karar sahibi) bir millet halinde göstermek.

Bu nukat-ı mühimmenin (önemli noktaların) icrasında edilecek. tekasülün (kayıtsızlığın, üşenmenin) felâket-i azimeye (büyük yıkımlara) sebep olacağını Zat-i Hümayunlarından hafi (gizli) tutmak bir ihanet olacağından bihasbel vazife arza cüretyab oldum (görev bilerek arzetmeğe cesaret buldum),

Olbabda emr-ü ferman Şevketlü Padişahımız Efendimiz Hazretlerinindir. 10 şevval 1337. 16 temmuz 335 (16 temmuz 1919) Abdülmecit (*)

21 Eylül ,Sayı 3 , sayfa 2

İrade-i Milliye

Gazetemizin 1.nüshasında baş makalede , Veliahd-ı Saltanat , Devletlü Necabetlü Abdûlmecit Efendi Hazretlerinin 15 Şevval sene 1337 ve 16 Temmuz sene 1335 tarihinde Zat-ı Hazret Padişahiye ahval-i hazıradan (şimdiki durumlardan) ve bilhassa İstanbul’daki Ferit Paşa kabinesinin acz ile ihanetinden bahs eden fevkalâde mühim ve tarihi bir lâyiha takdim ettiklerinden bahisle bu lâyihanın İstanbul’da “Memleket” gazetesi tarafından neşr olunduğunu tebşir etmiştik (müjdelemiştik) “Memleket” gazetesinin Harekât-ı Milliyemizden bahis olarak sansüre göstermeden çıkan altı büyük sahife üzerine devlet ve milletimizin mukaddesatıyla alâkadar pek çok vesaiki muhtevi bulunan (belgeleri içeren) fevkalâde nüshası ahiren (sonunda) Sivas’a da gelmiş olduğundan Abdulmecit Efendi Hazretlerinin lâyihalarını aynen derc-i sütun-u iftihar ediyoruz (övünçle sütunlarımıza alıyoruz.

Zat-ı Şahane bu lâyihayı alıp okuduktan sonra şimdiki sadrazam Ferit Paşa’yı nezd-i hümayunlarına ( yüksek huzurlarına) çağırıp kendisini istintak etmişlerse de (sorgulamışlarsa da) mezkûr lâyiha münderecatını tasdik etmekten başka bir şey söyleyemediğinden gazab-ı hümayun tezayüd etmiş (Padişahın kızgınlığı artmış) ve bunun üzerine bir kabine listesi tertibi sadrazam-ı sabık (geçmişte de sadrazam olan) Tevfik Paşa’ya ferman buyurulmuştur.

Tevfik Paşa listeyi, Veliaht Hazretlerinin rey’i ve tensibi dairesinde tertip etmiş ise de ecnebi kuva-yı işgaliyesine istinaden icra-yı hükûmet eden kabine (görüşü ve uygun bulduğu şekilde düzenlemiş ise de yabancı işgal güçlerine dayanarak iktidarda bulunan hükûmet)/Ferit Paşa kabinesi) maateessüf sukut etmediğinden kabil-i tatbik olamamıştır (sona ermediğinden uygulanamamıştır) . Bilakis Ferit Paşa ile avanesi Veliaht-ı Saltanat Hazretlerinin saray- ı necabet-i namilerini (kendisine ait soylu sarayını)ecnebi ve Osmanlı polislerinden mürekkep bir zabitan heyeti tarafından tarassut altına (gözetleme altına) aldırmışlardır.

(*) Hilafet kaldırılıncaya kadar Cumhuriyet döneminde halifelik sıfatını taşıyan Şehzade.

21 Eylül, 3. Sayı, 3. Sayfa,1. Sütun

Erzurum'da 15. Kolordu Kumandanı Kâzım Karabekir Paşa Hazretlerinin

Mabeyn-i Hümayına Keşide Ettikleri Telgraf Suretidir.

Başkumandan-ı Akdemiz Şevketlü, Mehabetlü Padişahımızın Atabe-i Ulya-yı Mülûkânelerine

Şevketpenah Efendimiz ;

Bu gün vesaik-i sahih-i resmiye ile sabit ve kemâl-i teessürle her tarafa şayi oldu (gerçek resmi belgelerle kanıtlandı ve büyük üzüntüyle her tarafa yayıldı) ki : Dahiliye Nazırı Adil Bey ve Harbiye Nazırı Süleyman Şefik Paşa hafi (gizli) bir plân tahtında (altında) Elaziz Valisi Galip Bey'i bazı din ve vatan haini casuslarla beraber öteden beriden bir kısım muhalif Kürtleri toplayarak çeteler teşkil ve riyaset ettirmek ve bunları Sivas'da in'ikat eyleyen (toplanan) ve her türlü mânasiyle milli ve meşru ve bundan dolayı da .... hümayunlarının emniyet ve müzaharetine mazhar olan ( Sizin (padişahın) güven ve yardımlarınızı kazanan) Kongreyi, bilmuharebe (savaş ile) bastırmak suretiyle beynelislâm (Müslümanlar arasında) sefk-i dimaya tasaddi olunması (Müslümanlar arasında kan dökücülüğe girişilmesi) ve ayrıca memalik-i mahruse-i şahanenin gayr-i münfek (Osmanlı ülkesinin ayrılmaz) bir parçası ve Makam-ı Akdes-i Saltanat ve Hilafet-i seniyelerine lâyezel bir hüsnü rabıta ile merbut ( sonsuz bir bağlılık hissi ile bağlı) olan Kürdistan'ı gûya ayaklandırmak suretiyle vatanı parçalamak gibi mahza (sırf / yalnız) düşmanlara has bir plânın tatbikini külliyetli para mukabilinde taahhüt etmiş oldukları tamamiyle tezahür etmiştir (ortaya çıkmış / belli olmuştur).

Şifreli muhaberatı (gizli haberleşmeleri) elde etmek ve bu caniyane harekâtı takip ve tefehhum eylemek (izlemek ve farkına varmak) suretiyle , muttali olan (öğrenen/ bilgilenen) civar kolorduların sevkettiği muhtelif kuva-yı askeriye (çeşitli askeri kuvvetler) ,Galip haininin riyasetindeki çeteyi Malatya'da tazyik etmiş ve Malatya'dan hâsiren ( kuşatılarak ) firara icbar eylemiştir (kaçmak zorunda bırakmıştır). Takiplerine şiddetle devam olunuyor.

Lehülhamt ( hamd olsun ki) işbu silsile-i belâet (birbirini takibeden belalar) vaktinden evvel keşfedilmiş ve tedabir-i kat'iye ittihaz olunmuştur (kesin önlemler alınmıştır). Beynelislâm (Müslümanlar arasında) sefk-i dimaya (kan dökülmesine) ve memlekette iğtişaş ihdasıyla (karışıklık yaratarak) felâketler intacına (doğmasına) çalışan bu zümre-i ihanet , takibat (izlemeler) neticesinde kanunun ve şeriat-ı garra-yı Ahmediyenin pençe-i icraatına tevdi olunacaklardır (şeriatın gereğini yapacak olan ellerine verileceklerdir).

Düşman parası ile ve vatansızlık hissiyle tertip olunan (düzenlenen) bu ihanete muttali olan (bilgilenen /haberdar olan) Elaziz ahali-i islâmiyesi pek derin bir nefret ve galeyan izhariyle (göstermekle) casusların bilfiil takibine de koyulmuşlarsa da adaletin tatbik olunacağı va'diyle sükûna irca olunmuştur (sakinleştirilmişlerdir)

Şevketpenah Efendimiz;

Devlet-i âliye-i Osmaniyelerinin ve Haneden-ı Celilüşşanınızın altı buçuk asırlık tarih-i mubarekesinde (saygın / mutlu / kutlu tarihinde) ve hasseten hayat ve memat (özellikle ölüm-kalım) ile çırpınılan şu tarihi devirde devlet ve milletin kalbgâhına tevcih olunmuş (yöneltilmiş) bu kadar hainane bir misale tesadüf edilemez.

Zat-ı Akdes-i Humayunlarına kemâl-i tazim ve ubudiyetle merbut (siz padişahımıza büyük bir saygı ve kulluk duygusuyla bağlı) olan bütün millet-i necibeleriyle (soylu milletiyle) ordu-yu hümayunları vatan ve milletin ve Zat-ı Akdes-i Hilafetpenahilerinin halâs-ı mesudu (mutlu kurtuluşu) gibi gaye-i mukaddes (kutsal amaç) etrafında toplanmış oldukları bir sırada düşman tarafından satın alınmış bir zümre-i ihanetin (ihanet gurubunun) asakir-i şahaneleriyle müsademesi (sizin (padişah) askerlerinizle çarpışması) ve beynelislam sefk-i dimayı mucip su-i kastler tertip (Müslümanlar arasında kan dökülmesini gerektirecek kötü eylemler düzenleyip) ve Dahiliye ve Harbiye Nazırları tarafından tebliğ ve tatbik ettirilmesi (bildirilip uygulattırılması), hükûmet-i merkeziyeden derhal itimat ve emniyeti nezettirmiştir( (güven ve inancı ortadan kaldırmıştır) . Ayrıca Hakan-ı Celilüşşanımızla milletin arasında hail-i müzır (zararlı engel) olmak cürmü (suçu) de tarihen affedilmez bir cinayettir.

Umum milletin meşru olan âmâlini (emellerini), bir araya gelen kuvvetini inkâr ve tevil edip (başka anlama çekip) de bunu ittihatçı manevrası göstermek ve zat-ı akdes-i Hilâfetpenahilerinden ketm-i hakikat eylemek (gerçeği gizlemek) kadar azîm (büyük ) bir günah ve mes'uliyet olamaz

Sevgili Padişahımız, Milletin kudret-i müşterekesi (ortak gücü) siyasi tesirlerden külliyen azade ve münezzehtir (tamamiyle bağlantısız ve arınmıştır). Orduy-u hümayunları ise bilkülliye (tamamen) siyasi cereyanlardan münezzeh ve ancak umum vatan ve milletin ve Zat-ı Akdes-i Humayunlarının masuniyetine (dokunulmazlığına) aht ve azmeylemiş (yemin etmiş ve kesin karar vermiş) olan millete müzahirdir (yardımcıdır).

Binaenaleyh âmâl-i meşrua-i milliyeye istinad edecek (milletin haklı amaçlarına dayanacak); dinine, vatan ve milletine merbut (bağlı) ve Zat-ı Akdes-i Humayunlarına ,Makam-ı Muallâ-yı Saltanat ve Hilafete ( Saltanat ve Hilafet yüce makamına) bihakkın tazimkâr (saygılı) namuslu zevattan mürekkep ve meşrutiyete tamamiyle sadık bir heyet-i cedide-i hükûmetin (yeni bir hükûmetin) teşkili ile bunu müteakip vatan ve milletine ihanet etmekte olan casus şebekesi hakkında tahkikat ve icraat-ı seria-i âdilânelerinin (çabuk ve adil bir araştırma yapılmasının) icrasını ve bu surette bir veçhile muhabere ve münasebette bulunmamağa karar vermiş olan milletten ordunun ayrılamıyacağı, bizzat vak'aya muttali ve millete müzahir olan (olayları bilen ve millete yardımcı olan) kolordular kumandanları, hakipay-i şahanelerine arza mecbur olduk.

Olbapta ve kelime-i ahvalde emr-ü ferman Şevketlû Padişahımız Efendimiz Hazretlerinindir. 11 / 9 / 1335

15. Kolordu Kumandanı

Kâzım Karabekir

Sadrazam Paşa Hazretlerine

Başkumandan-ı akdesimiz Efendimiz Hazretlerine olan maruzatımızı doğrudan doğruya arz etmeği musirane (ısrarla) talep ederiz. Mümanaat buyurulduğu halde (engellendiği durumda) Padişahımıza , milletimize ve vatanımıza ihanetinize hükmedilerek başka suretle ittihaz-ı tedabire (önlemler düşünmeğe / almağa ) mecbur kalınacaktır.

Bundan hasıl olacak fenalığın bütün mes'uliyeti Zat-ı Fehametpenahilerine raci (ait/ilgili) olacağını arz eyleriz

K:O:20 K.Vekili Erkân-ı Harp Reisi

Ömer Halis Mahmut

 

21 Eylül,3. Sayı , 2 sayfa

Hükûmetin Kuvayı Milliye Hakkında Takib Ettiği Siyasetin Yanlış

Olduğu Hakkında Sadaret-i Uzmaya Keşide Edilen Telgraf

Şifre

Sadrazam Damat Şehriyari Ferit Paşa Hazretlerine:

Bir zaman için tahassül eden ihtilâfı nazar-ı sevk-i cedidenin izale etmekte bulunduğuna kani olarak Zat-ı Fehametpenahileri için mahfuz ihtiramatla,( bundan önce meydana çıkan anlaşmazlıkların, yeni oluşan bakış açılarıyle giderileceğine inanarak, sadrazam için saklı bulunan saygılarla) kalplerimizin müşterek bir rabıta ile çırpındığı gayenin son safhasına bir kere daha enzar-ı fehametpenahilerini celb eylerim (Sadrazamın dikkatini çekerim).

Mösyö Clemenceau'nun Zat-ı fehametpenahilerine olan mufassal (ayrıntılı) cevap nameleri , âhiren mütalâa güzarı çakeranem olduktan (tarafımdan acizane incelendikten) sonra Dersaadet'e nasıl bir hamule-i ye's ü âlâm ile muavedet buyurduklarını takdir ediyorum.(İstanbul'a nasıl bir ümitsizlik ve elemlerle yüklü olarak döndüğünüzü anlıyorum)

Altı buçuk asırlık Saltanat süren ve aktar-ı cihanda (dünyanın dört bucağında) tarihiyle maruf olan (tanınan) devlet ve milletimize karşı pek açık bir lisan ile taksim ve imha kanaatini bu kadar bariz ve haysiyetşiken (açık ve onur kırıcı) ifade karşısında titremeyecek bir ferd-i hassas tasavvur edemem.

Cenab-ı Hakka binlerle hamd-ü sena edelim ki milletimiz ruhundaki azmi celadetle tarih-i hayat ve mevcudiyetini ne tekevvüne ve nede cellâdane (meydana gelen olaylara ve nede idam edici) hükümlere hiç bir zaman kurban etmeyecektir. Şimdi pek eminim ki zat-ı fehametpenahileri bu günkü vaziyet-i umumiye ve menafi-i sahiha -i devlet ve milleti (millet ve devletin gerçek çıkarlarını) üç ay evvelki nazarlarla görmüyorlar.

Dokuz aydan beri iş başına gelen kabinelerin daima birbirinden fazla zaafa uğraması ve nihayet maalesef artık meflûç bir menzileye inmesi (felç olmuş bir noktaya düşmesi) haysiyet-i aliye-i milliye (milletin yüksek onuru) karşısında cidden pek hazin oluyor. Muhakkaktır ki vatan ve milletin mukadderatı için dahilen ve haricen mesmû ve sahib-i kelâm (içte ve dışta dinlenmeğe değer ve söz sahibi) olmak mutlaka irade-i milliyeye istinad ile meşruddur (halkın iradesine dayanması şarttır).

Ruh-u halâsın (kurtuluş ruhunun) etrafında toplanan bütün milletin umdesi (ilkesi) vatanın tamamisi, milletin istiklâli ve Saltanat ve hilâfetin masuniyetidir. Bu esasat değil yalnız şark-i Anadolu da, teşkilâta malik olan umum vatanda bütün kuvvetiyle kaimdir (dimdik ayaktadır).

Hakk-ı hayat ve istiklâl için çalışan milletin maksadındaki nezahet ve ciddiyete mukabil hükûmet-i merkeziye, rüesa-i memurin-i mülkiye ve askeriyeye icra eylemiş (askeri ve mülki amirlere yapmış) olduğu gizli tebliğlerle vahdet-i milliyeyi kırmak ,selâmet-i mülk ve millete ma'tuf (dönük) teşebbüsat-ı milliyeyi akim bırakmak (milli girişimi sonuçsuz bırakmak) , hülâsa (kısaca) millete karşı hasım vaziyet almak cihetini iltizam ediyor (seçiyor / gerekli görüyor).

Bu tarz -ı hareket bittabi mucib-i esef-i azimdir (bu hareket tarzı büyük hayıflanma /üzüntü nedenidir). Bu hal milleti hükûmet-i merkeziyeye karşı arzu edilmeyen hareketlere saik olabilecek (yönlendirebilecek) mahiyettedir.

Gayet samimi arz edeyim ki millet her türlü iradesini ikaa muktedirdir (uygulamaya gücü yeter). Teşebbüsatın önüne geçebilecek hiç bir kuvvet mevcut değildir. Hükûmet-i merkeziyenin menfi teşebbüsatı hiç bir tarafta ve hiç bir kimse tarafından cay-i tatbik (uygulama yeri) bulamamağa mahkûmdur.

Millet çizdiği program dairesinde gayet kat'i ve sarih hatvelerle maksadına (kesin ve açık adımlarla amacına) yürümektedir. Hükûmetiniz şimdiye kadar olan mümanaatkâr (engelleyici) teşebbüslerinin hiç bir tarafda hiç bir tesir yapamamakta olmasıyla hakiki vaziyetin takdir buyrulmuş olacağına şüphe yoktur.

İngilizlerin irae eyledikleri tarikde çare-i halas (gösterdikleri yolda kurtuluş çaresi) aramak dahi abestir ve binnetice mucib-i hüsrandır( sonuçta hayal kırıklığına neden olur).

Maahaza (böyle iken), İngilizler dahi en nihayet kuvvetin millette olduğunu takdir ederek bir istinadı olmayan ve millet namına hiç bir taahhütte bulunamayan ve bulunsa bile milletçe mûta olmayacak (boyun eğilmeyecek) olan bir heyet-i hükûmetle neticeli bir işe girişmenin mümkün olamayacağına kani olmuşlardır. Bu havalide İngiliz mümessili olan "R...."da bu hakikatı bizzat ifade eylemiştir.

Bundan, ahval malûm olduğu vechile (durum bilindiği üzere) bu gün olmuş ve daha da olacak cereyan sebebiyle ve milletimizin vahdet ve azmi karşısında ecanibin maddeten ikaa kudretleri (yabacıların maddi olarak yapabilecekleri güçleri) kalmamaktadır.

Bütün temenniler şu merkezdedir ki hükûmet, meşru olan cereyan-ı milliye (milli akıma) karşı mümanaatkârlıktan feragatle (engelleyici tavrından vazgeçerek) Kuva-yı Milliyeye istinad ve her türlü teşebbüsatında âmal-i milliyeyi rehber ittihaz eylesin (dayanarak her türlü girişimlerinde milli amaçları önde tutsun).

Bunun için de mevcudiyet ve İrade-i Milliyeye mümessil olan Meclis-i Mebusanın, âmal ve irade-i mukaddere-i şahaneyi takviye eylemek (Padişahın karar ve eylemlerini /işlerini güçlendirmek) üzere en kısa bir zamanda in'ikadını temin eylesin (toplanmasını sağlasın).

Zat-ı fehametpenahilerine müteveccih olan bu hareket ile devlet ve milletin ve Makam-ı Saltanat ve Hilâfetin tarihi yeni bir safhaya ithal ( girdiği) ve bu kere olduğuna şüphe olmayan sevab-ı aliye -i hükûmet bir samimiyet-i mutekabele ile manzume-i salahiyeti tecelli ettirilmiş (karşılıklı içtenlikle yetki sınırları belirlenmiş) olarak yed-i iktidar-ı celilerlerinde (yüce iktidarınızın ellerinde) bu son kuvve-i telif (uzlaştırıcı güç) mevcuttur.

Bunun tecellisini (gerçekleşmesini / ortaya çıkmasını) pek sadakatkâr bulunduğum Zat-ı akdes-i hümayunun mazhar-ı itimadı namına niyaz ve tazimat-ı mahsusamın ( özel saygılarımın) kabûlüne müsaade buyurulmasını istirham eylerim.

Mustafa Kemal

21 Eylül, 3. Sayı, 3. Sayfa,1. Sütun

Kolordu Kumandanlarının Sadrazama Keşide Eyledikleri Telgrafname

Makam-ı Sadaret-i Uzmaya

Şimdi doğrudan doğruya Başkumandan-ı Akdesimiz Halife-i Zişanımız Efendimize maruzat-ı mühimmede (önemli dileklerde) bulunmak mecburiyetindeyiz. Hail ika edilmemesini (araya kimsenin girmemesini /engellenmemesini) rica ederiz. Aksi takdirde tevellüt edecek (doğacak) netayic-i vahimenin (kötü sonuçların) mes'uliyeti sırf Zat-ı Fehimanelerinize raci kalacağını arz ederiz. 11 / 9 / 1335

K.O. 15. Kumandanı K.O. 13. Kumandanı On Birinci Fırka KumandanI K.O. 3. Kumandanı

Kâzım Cevdet Mümtaz Salâhattin

28 /Eylül sayı 4 sayfa 3 sütun 1

3. Ordu Müfettişi Kâzım Paşanın Sadrazam'a telgrafı.

Cihet-i askeriyece şifreli telgrafların men’i (yasaklanması) üzerine üçüncü Ordu Müfettiş vekili Kâzım Paşa tarafından Makam-ı Sadaretpenahiye keşide olunan (çekilen) telgraf name ehemmiyetine binaen nakl olundu.

Harbiye Nazırı Süleyman Şefik Paşa Hazretlerinden 17 Ağustos sene 1335 (1919)de alınan 10 Ağustos 1335 tarihli açık ve müessif bir telgrafname üzerine mumaileyhe (işaret edilene-adı geçene) takdim edilen cevap name-i acizin (vediğim cevabın) bir suretini, huzur-u fehamet penahilerine (kavrayışı yüksek olana / Sadrazama) arz eylerim .

Makam-ı celil (yüksek makam) ve kalpgâhileri , tarihin elim akıbetlerine karşı pek hassas olan, Vatan ve Milletin ve onun yegâne hars (kültür) ve .... ordunun , kendi haysiyet-i aliyesini (yüksek onurunu) daima her şeyin üstünde bulunduracağından şüphe yoktur.

Namus ve hayat-ı milletin yegâne kefili olan esrar-ı askeriyenin (askeri sırların) ifşasını emr etmekle tarih-i Milliyemizi ebediyyen lekedar eden işbu telgraftan dolayı Harbiye Nazırı Paşa Hazretleri hakkında Zat-ı fehimelerine arz-ı şikâyete mecbur oldum. Bu emrin derhal iptalini kemâl-ı tazim ve itaatle ( saygı ve bağlılıkla) arz ve istirham eylerim.

Kolordu Kumandanlığının birbirleriyle ve asker rüesasiyle (komutanları ile) şifreli muhabere etmesinin men edildiğine dair olan 10 Ağustos sene 1335 tarihli telgrafname-i samileri (ikinci telgraf) 13 Ağustos sene 1335 de alındı.

Edvar-ı sabıkda ( geçmiş devirlerde) dahi bu tarzda bir mevzuat-ı istibdatkârane (baskıcı mevzuat) Devletimizin tarih ve kavanininde mevcut olmadığı cihetle mütarekeden sonra ikinci defa olmak üzere Nezareti işgal buyuran Zat-ı samilerinin vahim bir vaad ve tekeffül (korkunç bir vaad ve kefalet) altında o makam-ı celili kabul buyurmuş oldukları fikri hasıl oluyor.

Bu şayan-ı dikkatdir ki bir müddetten beri millete itimatsızlık gösteriliyordu. Şimdi de açık bir lisan ve işaretle Ordudan itimat ve emniyet vaz 'ediliyor (esirgeniyor /ortadan kaldırılıyor).

Hudutlarımıza kadar her gün Ermeni vakıalarıyla feci suretlerde kanları akan Kafkas ahali-i islamiyesinin âlâmından (üzüntülerinden) , münhasıran ( özellikle) Ermeni istilâsından her gün bir surette ra'şedar olan (titreyen) Anadolu vilayet-i şarkiyesi ve vatan-ı umumiyenin bab-ı selâmetini (bütün vatanın kurtuluşu konusunu) duyan bir ordunun mâ'dun (ast /emir altında bulunan) ve bilcümle kumanda makamlarının ordu kumandanlarına varıncaya kadar şifre muharebatından men edilmesi (şifreli haberleşmenin yasaklanması) açıkça Ermenistan'ın ve mevcudiyetimize düşman olanların faidesine kayd edilebilir ve ancak meşrutiyetini, istiklâl ve hayatiyetini gaib eden ve ecnebi milletlerin ayakları altında sürünen bir milletin teşkilâtı sırdan mahrum ve akide-i namusu nez' edilebilir (gizlilikten yoksun ve namus anlayışı koparılabilir).

Binaenaleyh Zat-ı samileri Nazarete henüz üç gün evvel teşrif ettikleri cihetle Erkân-ı Harbiye-i Umumiyede (Genel Kurmay Başkanlığında) günü gününe mahfuz olan (saklanan) kanlı Ermeni ve kabinenin icraatı ve istihbarat dosyalarına raci olmaksızın bu emrin derhal tamim suretiyle geri alınarak Ordunun ve milletin tarihi ve mukteza-yı necabeti olan haysiyetinin idamesi ve arzu-yu lisana ve harekete (soyluluğunun gereği olan onurunun devam ettirilmesi ve davranış ve sözlerin arzu edilen şekle ) getirilmesi hususunda matlub olan âdabın dahi muhafazası (arzu edilen düzeyin korunması)

Müttehid (birleşmiş) bir düşman karşısında esrar-ı askeriyeyi ifşa etmenin (askeri sırları açıklamanın) kanun nazarında cezası idam iken Zat-ı samileri esrar-ı askeriyeyi faş emrini veriyorsunuz.

Binaenaleyh cihanın bütün namuskâr milletleriyle ordularında akide-i sır ve namus olan şifreli muhaberat kemâkân (eskiden olduğu gibi) bizde de tatbik-i tabiiyesine (doğal uygulanmsına) tabi tutulacağı cihetle kolordulara ve alâkadarına (ilgililere) tebliği ve bunun hüsn-ü cereyanının te'mini katiyen talep olunmuştur (sağlanması kesinlikle istenmiştir). Bunun haricinde hareket edecek büyük küçük memurlar hakkında esrar-ı devlet ve milleti faş ve ihlâl edercesine ( devlet ve millet sırlarını açığa vurmuşcasına) takibat yapılacaktır.

Makam-ı nazaret-i celileye (yüksek bakanlık makamına) dokuz ayda onbir nazır geldiği halde hiç biri hiç bir siyaset ve mülahazat-ı hükûmet (hükûmetin düşünceleri) hakkında büyük kumanda makamlarına, cism-i adem-i itminan (inanılır kimselerden) birine bile danışmayarak ve bir kelime bile söylemeyerek .... meçhûl ve müphem ve endişeli vaziyetler ihdas ve idame etmelerinden naşi (yaratıp devam etmelerinden ötürü) büyük bir emniyetsizlik tevlid eder (güvensizlik doğurur).Ve bu hale de suret-i katiyyede nihayet verilmesi ve tedabir-i gayr-i meşruaya tevessül etmekten ( bu duruma da kesinlikle son verilmesi ve haklı olmayan önlemlere baş vurmaktan) ise vatan ve milletin halâsı ve selameti hakkında bu gün neler düşünülmekte olduğunun izah buyurulmasını arz eylerim.

3. Ordu Müfettiş vekili

Kâzım