Bozkır Ayaklanmaları (*)

3 Kasım,10. Sayı,4. Sayfa

Konya'da Milli Mücadeleye Karşı Girişilen Hareket Hakkında Rapor

Konya'da, Harekât-ı Milliye aleyhine bir müddet den beri yapılan tahrikat-ı hainane (haince kışkırtmalar) neticesi Konya'nın Bozkır kazası dahilinde müselleh bir kıyam husule getirilmiştir (silahlı bir isyan çıkarılmıştır).

Tevessül edilen her çare-i hale (başvurulan her çözüm şekline) karşı isyana devam eden usat (asiler) üzerine sevk edilen Kuvayı Milliye, usatın (asilerin) elde ettikleri karyeleri işgal etmiş ve atlı ve piyadeden ibaret olan kuva-yı asliyesine (esas kuvvetlerine) Akviran karyesi civarında tesadüf ederek icra edilen müsademede (yapılan çarpışmalarda) cümlesini perişan bir suretde dağıtmış ve Milli süvari kuvvetlerimiz bu vatan hainlerinin ta'kibine koyulmuştur.

İğfal edilen (kandırılan) ahali taraf taraf izhar-ı nedametle (pişmanlık göstererek) teslim olmaktadırlar. Bu hadise-i hainanenin emr-i tenkil ve imhasında (cezalandırılması ve yok edilmesinde) Afyonkarahisar Milli alaylarının gösterdiği şecaat ve irade-i milliyenin tahakkuku emrinde ibraz ettikleri (gösterdikleri) azim, vatanın istihlası (kurtuluşu) emrinde ati (gelecek) hakkında millete büyük ümitler bahş edecek bir derecededir.

Tamamen tenkil ve imha edilen bu isyanın mürettipleri meyanında (düzenleyenleri arasında ) sabık Konya Valisi Cemal Bey'le daha bazılarının zimedhal oldukları (karıştıkları) zan olunuyor.

Netice-i tahkikat tebliğ edilecektir (soruşturma sonucu bildirilecektir).

 

 

 

 

 

(*) 1919 yılı yazında Konya'da Artin Cemal adıyla anılan ve daha sonra Damat Ferit Paşa hükûmetlerinde dahiliye nazırlığı yapacak olan Cemal Bey Valilik makamında oturmaktadır. Konya Bozkır kasabasından Zeynelabidin Hoca da Konya'da , örgütlenmeye başlayan Harekât-ı Milliye'ye karşı halkı kışkırtmakta, "din elden gidiyor , Padişaha karşı ayaklananlar ittihatçılardır" diye propaganda yapmaktadır. Bu propagandalar, 27 Eylül 1919 'da, Kürtoğlu Musa, Bademlili Hacı Halil, Güzel Çavuş gibi hainlerin, etraflarında topladıkları bin kadar adamla Bozkır'ı basmalarına, karşı koymaya çalışanları öldürmelerine, silah deposunu yağmalamalarına ve üstlerine gönderilen yetersiz süvari bölüğünü dağıtmaları sonucu 4 Ekim tarihine kadar sürecek olan bir ayaklanmaya yol açar. Sonunda Konya'dan gönderilen bir nasihat Heyetinin çabalarıyla , bu ayaklanma şeklen son bulur. Ayaklanmanın en büyük kışkırtıcılarından olan Cemal Bey, Miralay Refet Bey'in Konya'ya geleceği haberi üzerine alel acele İstanbul'a kaçar.

Birinci ayaklanma bastırıldı derken, aradan sadece onyedi gün geçer ve 20 Ekim'de ikinci Bozkır ayaklanması parlak verir. Bu kez ayaklanmanın başında, düpedüz İstanbul'daki melanet merkezinden emir almış Hoca Abdullah, Sabit ve Hoca Abdulhalim vardır. Bunlar etraflarına yetmiş kadar silahlı ve iikiyüz kadar silahsız adam toplamışlar Bozkır Kaymakamını çağırıp, "Kuva-yı Milliyecileri istemediklerini, Padişaha bağlı olduklarını" belirten telgraflar çektirmişlerdir. Bu arada üstlerine gelen bir askeri müfrezeyi tutsak edip üç askeri parçalayarak öldürmüşlerdir.

Bu kez , ayaklanmacıların üzerine Aycı Arif Bey'in (İzmir Suikastı davası sonucunda idam edildi) Karakeçili müfrezesi gönderilir. Yarbay Arif Bey müfrezesi, asilere komuta eden Talat ve Zeynelabidin hocanın akrabasından Hacı Osman adındaki asileri yakalar. Bunların üstünde, Zeynelabidin'den buyruk aldıklarını gösteren mektuplar çıkar. Bu arada Apa'da meydana gelen çarpışmada yirmiden çok isyancı öldürülür yada asılır ki bunların içinde elebaşı durumunda olanlar, Hüseyin oğlu Ömer ve Avşalı Tahir...dır.

Geri kalanlardan Abdullah, Abdulhakim, Sabit Hoca, Avdan köylü Hacı Osman, Apa köylü Hacı Hasan, Hacı Hüseyin, Hacı Halil, Hoca Mehmet, Hisar köylü Şeyh Ali, Dinekli Şükrü, Bozkırlı Hüseyin ağa ki bunların pek çoğu Zeynelabidin'in yeğenleri, akrabaları idiler. dağlara kaçarak canlarını kurtardılar.

4 Kasım'da Ayıcı Arif Müfrezesi Bozkır'ı yeniden ele geçirir. (İlhami Soysal. Kurtuluş savaşında işbirlikçiler)

 

 

17 Kasım 12. Sayı 2. Sayfa

Bozkır'dan

Cenab-ı Hafız-ı hakiki, Devlet-i Aliyemizi ve Şehriyar-ı Padişahımız Efendimizi , fedakâr Kuva-i askeriye-i Milliyesiyle ilelebed payidar ve memalik-i Osmaniye ve ahali-i islamiyeyi masun ediyor (dokunulmaz) buyursun. Amin.

İslam düşmanlığı ile meşbu' (dolu) olduğunu bu kere anladığımız Vali-i sabık (eski vali) firari (kaçak) Cemal ile hırs ve tamahı meşhur (herkesçe bilinen) âlim hoca Zeynelabidin (*) , Kazamız halkını kendi âmal ve makasıd-ı ihtiraskâranelerinin (açgözlü amaçlarının) husûlüne ( gerçekleşmesine) hızmet ettirmek için iki kaza ve Konya'da biraderi Hoca Ziya ve akrabalariyle Şeyhleri Hacı Osman ve Talât isimli hempalarını alet ittihaz ederek (araç olarak kullanarak) kazamızın muhtelif mahallerinde yaptıkları fesad ocaklariyle dahil-i kaza ve etraf karyelerin ahalisini aleyhüliftiharımız olan (övüncümüzün üzerine olduğu/ gurur duyduğumuz) ordu-yu Osmaniye Ricali ve Zabitanı (kumandan ve subayları ), bu gün vatanımızı müdafaaya azm ettiğine tamamen kani ve emin olduğumuz Kuvayı Milliye ve mücahidan-ı islamiye (Müslüman savaşçılar) aleyhinde envai müfteriyat (çeşitli iftiralar) ile teşvik ve tahrik ettirdiler.

Bir takım eşkıya sergerdelerinin (maceracılarının) zor ve sıkılarıyla karyelerde toplattıkları kuvvetleri kaza jandarmaları, askeri müfrezeler ve Kuvayı Milliye efradını ..... akçe bastırıp bunlardan aldıkları silahlarıyla teslih ettiler (silahlandırdılar) Evvela Merkez kazamız üzerine bilâhare (daha sonra) de askeri ve milli kuvvetlere hücum ettirdiler.

Lâulhamd 25 Teşrini evvel sene 335 tarihinde Akhisar,26 Teşrinievvel 335 tarihinde ,28 minh (den) 1-2 Teşrin-i sani tarihine kadar yapılan müsademelerin (çarpışmaların) dördünde mağlup oldular. İki mahdan (aydan) beri kazamız ahalisini envai zulümleriyle bizar eden (bezdiren) bu asilerin müşevvik mihrakları ( yönlendiren merkezleri ) ve eşkıya sergerdelerinin her biri bir tarafa firar ettiler İğfalata tutulmuş (kandırılmış) olan ahali-i masume ise hükûmetimizin ve askeri ve milli kuvvetlerimizin hüsnü niyet ve hakkaniyetini görüp tahrip ve takipten kurtulduğumuza dünyalar kadar sevindik. Ve Cenab-ı Hakka hamdüsena ettik.

Biz cümlemiz halaskârımız (kurtarıcımız) olan Kuvvayı Milliyeye iltihak ve maksad-ı mukaddes vatanperveranelerine iştirak ediyoruz (katılıyor ve yurt severlere has kutsal amaçlarına ortak oluyoruz)

Afyonkarahisar'ı mücahidin-i islamiyesi kardeşlerimizle , Cenab-ı hakkın inayeti ile camian (topluca) emirname-i celilesine imtisalen (örnek alıp) kucaklaşarak, sarılarak dindaşlarımızla millethal (bir millet) olduk Biz de dinimizi ve vatanımızı, sevgili İzmir'imizi kurtarmak için kendileri gibi teşkiât yapıyoruz (örgütleniyoruz) Kendileriyle omuz omuza verip bir sırada düşmana karşı harp edeceğiz . İnşallah vatanımızı ve güzel İzmir'imizi kurtarmağa azm edip , teşkilât-ı milliyemizi bir saat evvel ikmâl edip (tamamlayıp) cephede harp etmekte olan din kardeşlerimizin imdadına yetişelim. Cenab-ı Hak Millet-i Osmaniyenin yardımcısı olsun.

Bozkır'dan muhtelif imzalar

(*)Zeynelabidin :İtilaf fırkası" üyelerinden olup Milli Mücadeleyi Türk halkına ve yabancılara karşı, bir kaç subayın baş kaldırması gibi göstermek çabasında olan İstanbul hükûmeti tarafından, bu hareketin İslam dini aleyhinde bir hareket olduğuna halkı inandırmak üzere Konya'ya gönderilmiştir.

Zeynelabidin. Delibaş Mehmet isyanının da mimarıdır. Delibaş Mehmet isyanı sırasında Konya halkına yapılan duyuruda:" Halifenin müttefiki olan İngilizler Pınarbaşı'na doğru geliyorlar. Onlarla birlik olup Kuvayı Milliyecileri yeneceğiz." (Şevket Yazman, İstiklâl savaşı nasıl oldu).

Gerede isyanı sırasında Eşref Hoca'da şöyle söylüyordu:" Kim milliyetçilerle birlikte Yunana karşı giderse şer'an kâfirdir"

Cami kapılarına asılan bildirilerde ise: "Mustafa kemalin arkasına düşmek ve emrine itaat etmek Şer'an küfürdür, karısı boş düşer" (D.Arıkoğlu, Hatıralar)

Sivas'da ki İhanet gösterisi

Mustafa Kemal, Amasya'da Salih Paşa ile mülakat için buluşmaya gittiğinde, Heyet-i Temsiliye'nin, karargâhının bulunduğu ve bütün kurumlara hakim göründüğü Sivas'da ,İstanbul İngiliz Muhibleri Cemiyeti Başkanı Sait Hoca ve onun dostu Rahip Freew'in kışkırtmalarına (*) kapılan bir gurup, başlarında An evladı Şemseddin-i Sivasi Recep Kâmil adındaki Şeyh Recep ve İlyaszade Ahmet Kemal ve Zaralı zade Celal olduğu halde Postaneyi basarak, zorla , Padişaha, Hükûmet-i merkeziyeye ve Amasya'da bulunan Salih Paşa ile Mustafa Kemal'e aşağıdaki telgrafları çekebilmişlerdir. (*)

Sivas ,18 Teşrin-i evvel 1335

Bahriye Nazırı Devletlü Salih Paşa Hazretlerine

Yaver-i Şehriyar-i saadetlü Naci Beyefendi Hazretlerine

Aylardan beri memleketimizde cereyan eden hali anlamak ve mahiyet-i meseleye vukuf peyda etmek (konunun iç yüzünü öğrenmek) üzere merkez-i vilayete kadar ihtiyar-i zahmet buyurmanızı menafi-i mülk ü millet namına (memleket ve milletin yararı adına) cümleten istida ve mülk ü millet namına makine başına teşriflerini kemal-i ubudiyetle istirham eyleriz.

An evladı Şemseddin Sivasi Recep Kâmil Zaralı zade Celâl İlyas zade Ahmet Kemal

Ulema, Eşraf, Tüccar ve Esnaf'dan yüz altmış mührü havidir.

Sivas 19 Teşrin-i evvel 1335

Amasya'da Mustafa Kemal Paşa'ya

Ahalimiz, Padişah ve Hükûmet efkârınıı bizzat Salih Paşa'dan veyahut emin bir lisandan işitmedikçe, aradaki ihtilâfa hallolunmuş nazarıyla bakamayacaktır. Binaenaleyh iki şıktan birini ihtiyara mecburiyetinizi arz ederiz

An evladı Şemseddin-i Sivasi Recep Kâmil Zaralı zade Celâl İlyas zade Ahmet Kemal

 

Dersaadet merkez Şefi bey'e

Lisan-ı umumiden arz olunan (bütün halkın dilnden sunulan) ve selamet-i mülk ü millet namına takdimi istirham olunan telgraflarımızı tevkif eden hain-i din ve devlettir. Nihayet kan dökülmesine sebep olacaktır. Sem'i şahaneye isal için azmimiz kat'idir. Cevap bekliyoruz.

 

Mabeyn-i Hümâyûn Başkitabet-i delâletiyle Südde-i Merahim Zübde-i Cenab-ı Hilâfetpenahiye

Memleketimiz bulunan Sivas'da , Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti namıyla teşekkül eden Kongre Heyeti Reisi Mustafa Kemal Paşa, itimatname-i hümâyûnlarını hâmil bulunduğunu işaa ile (sizin itimatnamenizi taşıdığını etrafa duyurarak) memleketimizde setr-i seyyiat isteyen bir hizb-i kalilin iştirakiyle (gizli işler yapmak isteyen küçük bir gurubun katılımıyla) irade-i milliyeyi temsil suretinde gösteriyorlar. Halbuki Halife-i zişanımız ve sevgili Padişahımız her suretle muti ve merbutiyet-i tammemiz muktezay-ı din (tam bağlılığımız ve uysallığımız dinin emirleri gereği) olduğundan Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Seryaver-i Hazret-i Şehriyari Naci Beyefendinin Amasya'ya izamlarını istihbar ettik.(gönderildiklerini haber aldık). Ahali arasında husule gelen heyecanı teskin için ulema,eşraf ve tüccardan iki yüzü mütecaviz imzayı havi davetiye telgrafımıza cevap alamadık Efkâr-ı umumiyenin ne merkezde olduğunu bizzat müşahade buyurulmak üzere Sivas'a kadar gönderilmesini rumal-i ubudiyet (kullukla yüzümüzü yere sürerek) ve kemal- i tehalükle tazarru ve niyaz ederiz. Ol babda ve kâtibe-i ahvalde emr-ü ferman Padişahımız efendimiz Hazretlerinindir.

Mustafa Kemal,"Nutuk" da olayı anlatırken :" Efendiler , düşmanlar, Şeyh Recep'e, hakikaten mühim bir rol ifa ettirmiş bulunuyorlardı. Sırası gelince arz edeceğim vesaikten, Sait Molla'nın Rahip Preew'e olan 24 Teşrin-i evvel tarihli bir mektubunda "Sivas vakasını nasıl buldunuz ? biraz düzensiz ama yavaş yavaş düzelecek" diyordu" diyerek olayın arkasındaki adresi gösteriyordu.

Harekât-ı Milliyenin düşmanları ve onlarla işbirliği içindeki hıyanet şebekeleri pusuda idiler.

(*)İlhami Soysal . Kurtuluş savaşında işbirlikçiler