Harekât-ı Milliye'nin örgütlenişi

14 Eylül,1. Sayı 4. Sayfa

Havza'dan Mustafa Kemal Paşa Hazretleri Tarafından

Zat-ı Şahane ye Keşide Edilen Ariza-i Telgrafiye

Mabeyn-i Mülûkâne Baş Kitâbet-i Celilesi Vasıtasiyle Atabe-i Hümâyûn Cenab-i Padişahiye

Bütün milletin ve mukaddes Hilâfetin imar-ı sahih ve yegânesi bulunan (kutsal Halifelik makamının gerçekten ve tek şenlendireni ) Saltanat-ı Hümâyûnlarını Cenab-ı Hak masun-u afat buyursun (belâlardan korusun).

Şevketpenahım : Memleketin bu gün uğradığı afat-ı tazyik ve tehlike-i ıktisam (baskı belası ve parçalanma tehlikesi) karşısında ancak Zat-ı Hümâyûnları başta olmak üzere mukaddes bir kudretin sahne-i mevcudiyeti (varlığını ortaya koyması/ başta olması) vatanı , istiklâl-i devlet ve milleti (devlet ve milletin bağımsızlığını) ve hanedan-ı celil-i şanımızın (şanı büyük hanedanınızın) altı buçuk asırlık mübeccel (yüce ) tarihi kurtarabilir.

Her taraf, bu içtihad ve kanaatte yektadır ( görüş ve kanaatte birleşmiştir). Son huzur-u şahanelerinde şeref-müsûl (karşınıza onurlanarak kabûl) buyurulduğumda İzmir vaka-yi müellemesinden (acı olayından) pek mahsun olan kalb-i hümâyûnlarının bu nokta-yı necata (kurtuluş noktasına) ait ilhamatı anda dahi hafıza-ârây-ı intibahımdır (kurtuluş noktasına ait hissettirdikleriyle nasıl gözümün açıldığı şimdi bile belleğimi süslemektedir). İlka-yı mülkdârilerinden mülhem azm-i iman ile vazife-i acizanede müdavim bulunuyorum (memleketin sahibinin -padişahın-gönlüme doldurduğu inançlı bir kararlılıkla küçük görevime devam etmekteyim).

İrade-i mülûkâneleri vechile ( buyruğunuza uyarak), Sadrazam Paşa kulunuzu daima mehammı umurda tenvir ve icabatını arz ve tatbik etmekteyim ( önemli işlerde aydınlatmakta, gerekenleri bildirmekte ve uygulamaktayım). Şu bir ay zarfında hemen tekmil Anadolu- i şahanelerinin vilâyat-ı elviye (mutasarrıflıklara bağlı şehirleri ) ve kazalarına ve hudut boylarına kadar efkâr ve âmal-i milliye (milletin amaçlarına ve düşüncelerine) ve tekmil kumandanlarının ve tabakat-ı memurlarının hissiyat ve icraatına vukuf ve nüfuz hasıl ettim (bütün komutan ve memur tabakalarının duygu ve eylemlerini öğrendim ve derinliğine bilgi sahibi oldum).

Binnetice bariz bir surette tahakkuk etti ki (sonuç olarak açıkça görülüyor ki) : Millet baştan aşağı uyanık olup istiklâl-i millet ve devleti teyid için kabi bir azim ve iman ile mücehhez (devlet ve milletin bağımsızlığı için kat'i bir karar ve inançla donanımlı) bulunuyor.

İstanbul'da iken milletin bu kadar kuvvetli ve az vakitte felâketlerden bu derece müteyakkız hazırlıklı) olduğunu tahayyül edemezdim .

Şevketpenahım, bu evsaf ve vaziyette ve Zat-ı Akdes-i Hümâyunlarına revabıt-ı lâyezal (bitmez tükenmez bağlılığı) olan milletin necibelerine (soyluluğuna) tamamiyetle istinad (dayanmalı) ve bütün mânâsiyle bu millet ve vicdani kuvvete müzaharaet olunur (destek / arka olmalısınız).

Son hatt-ı hümâyûnları umum milletin azim ve celâdetini (bildiriniz bütün milletin kararlığını ve yiğitliğini) uyandırmıştır. Yalnız şayan-ı dikkat ve teessürdür ki (dikkat ve üzülmeğe değer ki) bu nezih Anadolu halkı bugünkü hassas devirde bile İstanbul'da cari tehalüf, münaferet-i efkâr ve ihtirasat-ı fitnekâriden pek müteezzi bulunuyorlar (zıtlaşmalardan, birbirlerinden nefret etmelerden, bozguncu ihtiraslardan fazlası ile azap duymaktadırlar). Filhakika (gerçekte) İstanbul muhitinin mütefessih (çürümüş) ahlâkı ve bundan istifadeyi bilen ecnebiler, devlet ve milletin imhası (yok edilmesi) ve devlet ve millete ve Padişahına sadakat ve fedakâriyle hızmet kabiliyetinde olanların ortadan kaldırılması için pek çok ileri gitmek cesaretini gösteriyorlar.

Şevketlim ! Hatırnişin-i mülkdari olacaktır (hatırlayacaksınız) ki vezaif-i mevduamın ifası sırasında (bana verdiğiniz görevimi yerine getirirken) ecnebiler ve bazı erbab-ı müfsidenin (bozguncuların) mutlaka tezvirat ve mümanaatı meyanında ihsasa ( hilelere başvurup güçlükler çıkarma olasılığını size hissettirmeğe çalışmış ), özellikle Sadrazam Paşa ile bazı rical-i mühim-i devlete (devletin önemli yöneticilerine) pek açık olarak teşrih (anlatmış) ve böyle vaziyetler karşısında , Ali İhsan ve Yakup Şevki Paşa kullarının akibetine giremeyeceğimi de ilâve eylemiştim.

İşte vicdan-ı millide ki intibahat-ı ciddiye ve tecelliyat-ı cedideyi menfaat-ı istilâcuyanilerine münafi gören ( ulusal vicdandaki ciddi uyanışı ve yeni gelişmeleri istilacı emellerine uygun görmeyen) İngilizler ve vatanın zararına da olsa İngilizlere mümaşatı (yandaşlığı /yaranmayı) meslek edinen zayıf seciyeliler bu kere acizlerini biliğfal İstanbul'a celbe teşebbüs ediyorlar (beni kandırarak İstanbul'a çağırma girişiminde bulunuyorlar).

Hakan-ı Celil-i şanına, milletine,vatanına sadık ve bu uğurda ölümleri istihkâr ile melûf kulları (küçümsemeye alışkın kulunuz) gibi bir kumandana, elbette Hukuk-u Saltanat-ı Hümâyûnlarının ve milletin beka ve mevcudiyetinin düşmanları olanlarca mümaşatkârlık (yoldaşlık/ yandaşlık) beklenemezdi.

Binaenaleyh abd-i memlükleri (böylece kulunuz / bendeniz) bittabi Malta'ya gitmek veyahut en hafifi olarak hâl-i atâlete mahkûm edilmek gibi ihtimaller karşısında bırakıldım. Ve bittabi buna muvafakatta mazurum (doğal olarak buna uymakta mazurum)

Eğer icbar edilirsem memuriyet-i acizanemden istifa ederek kemakan (şimdiye kadar olduğu gibi) Anadolu'da ve sine-i millette ( milletin içinde) kalacağım ve vezaif-i vataniyeme (vatani görevlerime) bu kere daha sarih hatvelerle (açık adımlarla) devam edeceğim. Ta ki millet mazhar-ı istiklâl (bağımsızlığa kavuşmuş) ve Saltanat ve Hilâfet-i Muazzama-i Hümâyûnları masun-u indiras (Saltanat ve Hilâfet yer yüzünden silinmemiş/ yıkıma uğramamış) olsun.

Lâ-yezâl sadakat-i abidanemin daima mütezayid olduğuna itimad-ı şahanelerini arz ve isitirhama mücesaret eylediğim muhat-ı ilm-i âli buyuruldukta olbabda. ( sarsılmaz sadakatımın daima artmakta olduğuna güvenmenizi dilerim)

3. Ordu Müfettişi- Fahri Yaveriniz

Mustafa Kemal

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sivas Kongresin'den Büyük Millet Meclisine

14. Eylül 1335 , 1. Sayı, 2. Sayfa

Sivas Kongresinde,

Kongre Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri Tarafından İrad olunan

Nutk-u İftitahî (açış nutku) (4 Teşrin-i evvel-1335)

Muhterem Efendiler;

Vatan ve Milletin halâsını istihdaf eyleyen sevaik-ı mücbire (kurtuluşunu hedefleyen zorlayıcı güdü), sizleri bunca meşakk ve mevani (zorluklar ve engeller) karşısında Sivas'da topladı. Celâdetperver azminizi tebrik ve beyan-ı hoş amedi eylemekle (hoş geldiniz demekle) bahtiyarlığımı arz ederim.

Efendiler, muhterem heyetiniz, rehakâr müzakeratına (kurtarıcı görüşmelerine) girişmeden evvel bazı maruzatta bulunmama müsaadenizi rica ederim.

Malûmdur ki milliyetler esasına müstenit (dayanan) vaadler üzerine 30 Teşrin-i evvel (Ekim) 1918 tarihinde Düvel-i İtilafiye ile mütareke akdedildi. Milletimiz adilâne bir sulha nail olacağını ümit etti. Halbuki mütareke name ahkâmı (hükümleri) vatan ve milletimiz aleyhinde her gün bir suretle sui istimal ve taarruz ve icbar (zorlama) suretiyle tatbik edildi.

Düvel-i İtilâfiyeden kuvvet alan memleketimizdeki anasır-ı Hıristiyaniye (Hıristiyan unsurlar / Rumlar- Ermeniler) milletimizin haysiyetini kesr ü ihlâl mahiyetinde ( onurunu parçalamak ve sakatlamak anlamında) çılgınca harekâta koyuldu.

Garb-i Anadolu 'da İslâmın harim-i ismetine dahil olan ( mukaddes - namus ocağına kadar giren) Yunan zalimleri Düvel-i İtilâfiyenin enzar-ı tesammühü karşısında canavarca fecai ika etti (hoş görücü bakışları önünde canavarca facıalar yaptı).

Şarkta Ermeniler Kızılırmak'a kadar tevessü (genişleme) hazırlıklarına ve şimdiden hudutlarımıza kadar dayanan katliam siyasetine başladı. Karadeniz sahillerimizde Pontus kırallığı hayalinin tahakkukuna (gerçekleştirilmesine) bile çalışıldı . Adana, Ayıntab,Maraş ve Konya havalisine kadar Antalya işgal ve Trakya da işgal mıntıkasına ithal edildi (katıldı)

Payıtaht-ı saltanat ve Makarr-ı Hilâfetin ise hükümdar saraylarına kadar boğucu bir tarzda işgali suretiyle kalpgâh-ı devlette (devletin kalbinin olduğu yerde) ecnebi intisar ve tahakkümü teessüs etti (yabancıların öc alıcı eylemleri ve baskısı oluştu) ve bütün bu hakşiken tasaddilere ( haksız girişimlere) karşı Hükûmet-i merkeziye ihtimal ki tarihte bir misli daha görülmemiş suretde tahammül etti ve daima zayıf ve aciz bir mevkide kaldı.

İşte bu ahval milletimizi şedit bir intibaha sevketti ( güçlü bir olgunluğa / uyanışa yöneltti) Artık milletimiz pek güzel anladıki Düvel-i İtilâfiye, bu vatanda mukaddesat ve mukadderatına sahip bir kudret ve irade-i milliye mevcut olmadığı zehab-ı bâtılına (yanlgısına) kapıldı. Ve bu zehap yüzünden cansız bir vatan, kanunsuz bir millet nelere müstahak ise bimuhaba (çekinmeden) onların tatbikatına koyuldu. Buna karşı tevekkül ve teslimiyetin inkıraz-ı tam (topyekûn yıkım) faciasından başka bir netice vermeyeceği kanaati teeyyüd etti (gittikçe güçlendi).

Efendiler , Milletimizin sizler gibi münevveran ve hamiyetperveranı ( aydını ve yurtseveri) manzaranın elemli karanlıklarından naümit (ümitsiz) olmadılar. Çünkü onlar bilirler ki tarih bir milletin varlığını, hakkını hiç bir zaman inkâr edemez. Çünkü onlar kuvvetli bir iman ile kanidirler (inanmıştırlar)ki, bir nikab-ı batıl ( sahte bir maske) arkasından vatan ve milletimiz aleyhinde verilen hükümler , ortaya sürülen kanaatler muhakkak iflasa mahkûmdurlar .

Efendiler, İtilâf Devletlerinin haksızlıkları ve Hükûmet-i merkeziyenin zaaf ve aczi karşısında milletimizin mevcudiyetini isbat ve fiili tecavüzlere karşı namus ve istiklâlini bilfiil müdafaa hükmünü vermekte muztar (zorunda) kaldı. Matlûp olduğu vechile (istenildiği gibi); Şarkta harb-i zailin ( sona eren harbin)her türlü meşakkat ve elemlerini görmüş ve bilhassa Ermenilerin vahşet ve zulümlerine sahne olmuş matemzede hudut vilâyetlerimiz namus ve istiklâl-i milliyi kurtarmak maksadıyla Müdafaa-i Hukuk-u Milliye ,Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyetleri teşkil eylediler . Şarktan ve Cenuptan tehlike hisseden Diyarbekir vilayetimizde de Müdafaa-i Vatan Cemiyeti teşekkül etti.

Garpta Yunanlıların tecavüzü ihtimaline karşı teşekkül eden Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti Yunanlıların sevgili topraklarımıza ayak basması üzerine ilhakı fiilen redde kıyam etti

Trakya'da Kilikya'da ve her tarafta milli cemniyetler teşekkül etti . Hülâsa Garpten ve şarktan yükselen sadayı millet Anadolu nun en ücra köşesinde makes buldu (yankılandı).

Binaenaleyh milli cemiyetler düşmanların esaret boyunduruğuna girmemek kasdıyla milli vicdanın azm-ü iradesinden doğmuş yegâne teşkilât oldu. Bu sayede asırlardan beri müstakil yaşayan milletimiz mevcudiyetini âleme göstermeğe başladı.

Efendiler, milletçe çare-i halâsın (kurtuluş çaresinin) ancak kendi ruhundan ve kendi taazzuvundan (organlarından/ örgütlerinden) doğacağı kanaati tahakkuk edince; bâriz tehlikeler karşısında bulunan Şarki Anadolu vilâyatı (illeri) "Erzurum Kongresini" dâvet etti. Bu sırada idi ki cereyan eden muhaberat ve saik olan hadisat ve zaruret ile de halâs-ı umumi-i vatanı istihdaf eyleyen ( olaylar ve zorunluluklar ile de bütün vatanın kurtuluşunu hedefleyen) Sivas Kongresi , bu gün heyet-i muhteremenizin vücuda getirdiği Umumi Kongre , 21 Haziran 1919 tarihinde karargir olmuştur(kararlaştırılmıştır).

Efendiler, burada azim teessüflerle Hey'et-i âliyenize arz edeyim ki , memleketin ve milletin mukaddesatını teminde aczü meskenetten başka bir kudret gösterememiş olan Hükûmet-i merkeziye sada-yı milleti (milletin sesini) boğmak , revabıt-ı müştereke-i milliyeyi (milletin birbirlerine karşılıklı bağlarını) kırmak ve bu suretle milleti daima mağlup göstermek gibi ancak düşmanlarımızın hesab-ı menfaatine (çıkar hesabına) kaydolunan harekât-ı mezbuhane ve mütehalifede bütün celâdetini (boğucu ve uygunsuz hareketlerde bütün yiğitliğini (!) ) takındı.

Bu hal tarih-i millimizde bittabi (milli tarihimizde doğal olarak) Hükûmet-i merkeziye hesabına pek şaibedar (lekelenmiş) bir fasıldır

Teşekkür olunur ki Efendiler, millet ve kudret-i milliyenin tamamen müzahiri (koruyucusu) olan namuskâr ordumuz, Hükûmet-i merkeziyeyi ikaz suretiyle zararlar ta'kim edilmiştir (uyararak zararlar engellenmiştir / bertaraf edilmiştir). Maahaza sui tesirler (bununla beraber kötü etkiler) bazı mertebe teahhuratı bâdi olmuştur (bununla beraber kötü etkiler bazı düzeyde gecikmeye neden olmuştur).

Hatırlarda olacaktır ki, Sivas Umumi Kongresine teşrifleri için 22 haziranda vuku bulan davetnamede Erzurum Kongresinden bahsedilerek 10 Temmuz, in'ikat (toplanmak) için esas itibar edilmişti .Garbi Anadolu murahhaslarının bu zamana kadar Sivas'a vasıl olabilecekleri tahmin olunarak Erzurum Kongre Heyetinin de Sivas'da umumi içtimaa dahil olabileceğine imkân tasavvur edilmişti. Halbu ki Sivas Kongresinin in'ikadı ancak bu güne müyesser oldu.

Aradan bir ayı mütecaviz zaman geçti . Bu uzun müdddet zarfında Erzurum Kongresi heyetinin intizar etmesinden (beklemesinden) ise zaten malûm ve müşterek olan makasıd-ı asliye ve nikat-ı esasiye ( esas amaçlar ve temel noktalar) üzerinde icra-yı müzakerat ve ittihaz-ı mukarrerat eylemesi münasip (konuşup tartışması ve kararlar alması uygun) görüldü .Ve sonra da murahhasların mahall-i intihaplarına avdetleriyle (seçim bölgelerine dönmeleriyle) mukarreratın (alınmış olan kararların) fiilen tatbikatına başlamaları tercih edildi. Fakat Kongre heyet-i umumiyesi, ve binaenaleyh Şarki Anadolu namına Sivas Kongresinde hazır bulunmak üzere Heyet-i Temsiliyeden bir heyetin tevkiline (vekâletine) karar verdi.

Erzurum Kongresinin beyanname ve nizamnamesi muhteviyatından başka hafi ( gizli) kalmış hiç bir karar yoktur. Yalnız Sadrazam Ferit Paşa'nın Paris seyahatinden avdetinde (geri döndüğünde) Anadolu'da şuriş (kargaşalık) olduğuna dair vuku' bulan bir tamimi, Kongrece büyük teessüflerle okunmuş ve muhalif-i hakikat ve menafi-i memleket ve millete muzır (gerçeğe uymayan ve memleket ve milletin yararına zarar veren ) bu gafilane tebliğin derhal tekzibi (yalanlanması) şiddetle kendisinden taleb edilmiştir. Bir de intihab-ı meb'usanın tesrii talep olunmuştur.(millet vekili seçimlerinin çabuklaştırılması istenmiştir.).

Erzurum Kongresi yalnız Şarki Anadolu murahhaslarından teşekkül etmiş bulunduğu için salahiyetini bu daire dahiline hasretmek mecburiyetini nazar-ı dikkatte ( yetkisini bu sınırlar içerisinde kullanmak zorunluluğunu göz önünde) tutmuştur. Ancak Garbi Anadolu ve Rumeli murahhaslarının iştirakiyle tecelli edebilecek âm ve şâmil salahiyetin istimâlini (katılımıyla ortaya çıkacak genel ve kapsamlı yetkinin kullanımını) Heyet-i muhteremenizin huzuriyle meşrut ve mukayyet gördü (sayın kurulunuzun hazır bulunması/ toplanması ile koşullu ve kayıtlı gördü). Hatta bu sebepledir ki Şarki Anadolu'daki milli cemiyetlerin birleşmesinden hâsıl olan kütleye unvan verirken Şarki Anadolu kaydı konuldu.

Alelıtlak (genel olarak) "Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" yahut " Anadolu- Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" unvan-ı umumisi istimal edilmek (kullanılmak) ve bütün milletin hukuku namına kendi kendine salâhiyet vermek doğru olmazdı. Bu takdirde İstanbul'da vuku bulduğu (olduğu) gibi beş, on kişinin bir araya gelerek bütün milletin sahib-i salâhiyet (yetkili) vekilleri imiş gibi indi (kendi kendine) ve sahib-i asli (esas sahip) olan milletle alâkasız bir teşebbüs mahiyetinde olabilirdi. (*)

Bununla beraber Efendiler, Erzurum Kongresi bütün memleketin ve milletin ittihat ve ittifak (birleşme ve uyuşma/ sözleşme) noktasında Şarki Anadolu vilâyetlerince vilâyat-ı saire (diğer iller) ile her nokta-i nazardan iştirak-i mesai temini emel-i kat'idir. (her bakış açısından /düşünceden işbirliğinin sağlanması kesin amaçtır) üssülesasını (temel prensibini) kabul eylemiştir. Bittabi huzur-u âlinizde münakit (kabul edilmiş) işbu Sivas Umumi Kongremizde vatanımızın yekpare (tekparça), milletimizin yekvücut olduğunu lüzumu gibi ifade ve isbat edecek esasat vaz olunur (esaslar belirlenir)...................................................................................

Efendiler ,Millet Meclisinin toplanması için öteden beri gösterilen amâl-i milliye karşısında Hükûmet-i merkeziyenin bidayetten (başlangıçtan ) beri aldığı ihmalkâr ve bilâhare (daha sonra) mütemerridane ve kanun-u esasiya külliyen mugayir etvarı (inatla ve ana yasaya tamamen aykırı davranışları) son günlerde cereyan-ı milli tesiratiyle mümaşatkâr (milli akımların etkisiyle arkadaşça / uyumlu) bir vaziyete girmiştir.

İntihabata emir verildiği malûmunuzdur (seçimlerin yapılmasının emredildiğini biliyorsunuz). Bunun tahakkukunu inşallah azm ü celâdetiniz (kararlılığınız ve yiğitliğiniz) vücuda getirecektir. Ancak buna takaddüm eden safha-i vakaide (arkasından gelen olaylar sırasında) müteaddit veya münferit (birden çok veya tek tek) ecnebi mandaterlikleri gibi doğrudan doğruya hayat ve istiklâlimizle alâkadar bir mesele mevzu bahs olmaktadır.

Meclis-i Millinin henüz toplanmamış olduğu bir sırada mahsur (kuşatılmış) ve istiklâlini zayi etmiş olan Hükûmet-i merkeziyenin münferit ve gayri meşru bir kararı ve yahut amâl-i milliyeye muhalif bazı tekâlif-i hariciyeye inkıyat ve serfüru etmiş ( milli amaçlara uymayan bazı dıştan gelen önerilere boyun eğmiş ) gibi emrivakilerin ihtimal-i zuhuratına (ortaya çıkma olasılığına) karşı Erzurum ve Sivas Kongrelerinin ruh-u milliyi temsilen ve birbirini takiben içtimaı muhakkak bir fail-i hayr u selâmettir ( toplanması kesinlikle bir hayır ve iyiliğe nedendir.).

Maruzatım hitam bulurken (sözlerime son verirken /söyleyeceklerim sona ererken) vatan ve milletin fevz ü halâsı gayesine merbut (bağlı) olan heyetimizin muvaffak-ı bilhayır olması temenniyatımı (hayırlı başarılara ulaşması dileklerimi) Barigâh-ı İlahiye refeylerim.

(*) Partiler üstü bir anlayışı ön planda tutarak oluşturulan ve bir ara başkanlığını Göz tabibi Esat Paşa'nın üstlendiği Milli Kongre ima ediliyor.

14 Eylül, 1. Sayı, 3. Sayfa

Kongre Azalarının (*) Yemini

Saadet ve selamet-i vatan ve milletten başka hiçbir maksad-ı şahsi takib etmeyeceğime (kişisel amaç gütmeyeceğime), İttihat ve Terakki Cemiyetinin ihyasına (yeniden oluşturulmasına) çalışmayacağıma ve mevcut fıkra-i siyasiden (siyasi partiden) hiç birisinin âmâl-i siyasiyesine hadim (siyasi amaçlarının hızmetinde) olmayacağıma Vallah, Billah.

 

 

 

(*): 4 Eylül'de toplanıp çalışmalarını 11 Eylül 1335 tarihinde tamamlayan Sivas kongresi şu delegelerden oluşmakta idi :Erzurum Kongresince seçilen Heyet-i Temsiliye'den: Mustafa Kemal Paşa, Hüseyin Rauf (Orbay) Bey, Hoca Raif (Dinç) Efendi, Şeyh Fevzi (Fırat) Efendi, Bekir Sami (Kunduk) Bey,Refet (Bele) Bey. İllerden seçilen : İsmail Fazıl (Cebesoy) Paşa (İstanbul), İsmail Hami(Danişment) Bey İstanbul), Hikmet Efendi İstanbul), Başağa zade Yusuf (Baykaya( Bey (Aydın-Denizli), Küçükağa zade Necip(Küçükağa) Bey (Aydın-Denizli), Dalamanlı zade Mehmet şükrü Bey (Aydın- Denizli), Hakkı Behiç Bey.(Aydın- Denizli), Macit Bey (Aydın- Alaşehir), İbrahim Süreyya(Yiğit) Bey (Aydın-Manisa), Mehmet Tevfik Bey (Ankara- Çorum),Sabıkzade Abdurrahman Dursun Bey (Ankara- Çorum), Tatlızade Yusuf Bahri Bey (Ankara- Yozgat), Tatlızade Nuri Efendi Kastamonu), Sami Zeki Bey (Kastamonu), Kesrizade Salih Sıtkı Bey (Afyonkarahisar), Bekir Bey (Afyonkarahisar),Ahmet Nuri Bey (Bursa), Osman Nuri (Özbay) Bey (Bursa), Asaf Bey (Bursa), Siyahizade Halil İbrahim (Eskişehir), Bayraktarzade Hüseyin (Eskişehir), Hüsrev Sami (Kızıldoğan) Bey (Eskişehir), Ratıpzade Mustafa (Soylu) Efendi (Niğde- Merkez) Dellalzade Hacı Osman Efendi (Niğde)- Nevşehir), Halit Hami Bey (Niğde- Bor), İmamzade Ömer Mümtaz Bey (Kayseri), Kâtipzade Nuh Naci (Yazgan) Bey (Kayseri), Kalaçzade Ahmet Hilmi (Kalaç) Bey (Kayseri), Kara vasıf Bey (Gaziantep), Boşnakzade Süleyman Bey (Samsun), Mazhar Müfit (Kansu) Bey (Hakkâri),

Yukarıdaki kişilerden başka , Bor'dan Halit Bey (daha sonra Milletvekili) ve Bursa'dan Asaf Bey adlı bir kişinin de katıldığı kayıtlarda vardır; eski mutasarrıflardan ve Erzurum'dan beri Kongre çalışmaları içinde bulunan İbrahim Süreyya'nın (yiğit) da Saruhan Sancağı'nı temsilen üye olarak Sivas Kongeresi'ne katıldığını Mazhar Müfit kaydediyor.

Bundan başka Kayseri'den Kongre'ye katılmak için seçilen Nuh Naci,Ömer ve Ahmet Bey'ler Kongre çalışmalarını bitirdikten sonra gelebilmişlerdir. Bazı kaynaklarda Sivas kongresinin 29.30,24,26 delege ile toplandığı yazılmaktadır. Mahmut Goloğlu ise bu sayının 38 olduğunu bildirmektedir. (Hikmet denizli. Sivas Kongre Delegeleri ve Heyet'i Temsiliye Üyeleri)

Sivas Kongresinden sonra " Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" nin kurucuları olarak verilen bildiride , Mustafa Kemal Paşa, Hüseyin Rauf, Refet Bele, Raif Hoca,Şeyh Hacı Fevzi ; Erzurum Kongresi heyetinden İzzet ve Servet, Bekir Sami,Sadullah (Bitlis eski meb'usu) , Kara vasıf, Ömer Mümtaz, Hüsrev Sami, Niğdeli Ratıp zade Mustafa Bey'ler gösterilmişti.

Kongreden sonra Heyet-i Temsiliye : Mustafa kemal Paşa, Hüseyin Rauf, Bekir Sami, Hoca Raif, Ömer Mümtaz, Mazhar Müfit, Hakkı Behiç, Hüsrev Sami, Niğdeli Mustafa, Kara Vasıf, Ahmet Rüstem ( eski Waşington Büyük Elçisi) ve İbrahim Süreyya'dan kurulmuştur.

Diyarbakır'ın Kongrede temsili işini düzenleyen 13. Kolordu Kurmay Başkanı Dadaylı Halit Bey, İhsan Hamit Tiğrel'in seçildiğini bildirmiş, bu delege ancak Kongre kapandıktan sonra Sivas'a varmıştı. Heyet-i Temsiliyede görevlendirilen İ.H. Tiğrel, dönüşünde Diyarbakır ve çevresinde Müdafaa-i Hukuk örgütünü canlandırmıştır. ( Siyasi yönleri ile Kurtuluş Savaşı. Naşit Uluğ)

Şevket Süreyya Aydemir ,Tek Adam adlı eserinin ikinci cildinde Heyet-i Temsiliyenin : Mustafa Kemal, Rauf Orbay, Refet Bele, Hoca Raif, İzzet, Servet, Şeyh Fevzi, Bekir Sami, Mazhar Müfit, Ömer Mümtaz, Hakkı Behiç, Hüsrev Sami ve Niğdeli Ratipzade Mustafa'dan oluştuğunu yazmakta, Kara Vasıf ve Ahmet Rüstem'in isminden bahsetmemektedir.

Not.: İngiliz Dış politikasına ait belgeler arasında bulunan ve Amiral Robesk tarafından Lord Gürzona yazılan 13 Teşrin-i evvel 1919 tarihli rapor'da, Anadolu hareketi şöyle değerlendirilmektedir:: "Alınan bütün haberlere göre Milli Hareket Anadolu'da müstakil bir Cumhuriyete doğru gitmektedir. Bu yeni Milliyetçi parti bu günkü Damat Ferit hükûmetinden ziyade milli hareketi temsil etmektedir.(Tevfik Bıyıkoğlu . Atatürk Anadolu'da)

 

14 Eylül,1. Sayı, 3. Sayfa

Zat-ı Şahaneye Keşide Olunan Arıza-i Tegrafiye Sureti

Südde-i Seniye-i Hilâfetpenahiye

Tarihimizin kaydettiği en büyük felâket-i milliyeden çıkarak inkıyadına (boyun eğmeğe) mecbur olduğumuz Mondros mütarekenamesi ahkâm-ı facıasıyla (feci hükümleriyle) haricen ve dahilen teselsül eden ahd şiken tecavüzat (peş peşe gelen anlaşmayı bozucu saldırılar ) ile hükümden ıskat edilip gayr-i meri (hükümsüz hale getirilip yürürlük dışı kaldı) . Bu hale karşı en hissiz bir seti mutavaatkârane (boyun eğerek) takip etmek suretiyle Ümmet-i Muhammedi dilhun (gönlü kan ağlar) eden Heyet-i Vükelânın (bakanlar kurulunun) irade-i milliyeye tercüman olamadığından ve maahaza (Allah korusun) bu suretle devlet ve milletin hukuk-u sarihasını pay-ı mâl ettirdiğini (açıkça belli olan hukukunu çiğnettiğini) nazar-i itibare alan bu bedbaht millet, Meclis-i Umuminin Kanun-u Esasimizdeki sarahat-ı mutlakaya rağmen (kesin açıklığa karşın) halen içtima ettirilmediğini (toplatılmadığını) görerek hakk-ı meşruuna istinad (yasal hakkına dayanarak) ve hiç bir fırka hırsı ve içtihadına tabi ( anlayışına bağlı) olmayarak vatanın izmihlâline mani olacak son tedabiri ittihaz (yok olmasını engelleyecek son önlemleri belirmek) için bütün memalik-i şahaneleri murahhaslarının iştirakiyle (delegelerinin katılımıyla) Sivas'da Umumi Kongresini akdetti. Kongre Heyet-i Umumiyesi tevfikat-ı ilahiyeye müsteniden (Allahın yardımıyla) Makam-ı Muallâ-yı Hilâfet Celileriyle Saltanat-ı seniyelerinin ve milletle memleketin ve gerek şimdiye kadar müdafaa hususunda ittihaz edeceği tedabiri tezekküre (belirleyeceği önlemleri konuşmaya/ tartışmaya) başlamıştır.

Bu vesile-i müteyemmen ile Südde-i Hilâfetpenahilerine teyid-i sadakat ve ubudiyeti bir vazife-i diniye ve milliye addederler (Bu uğurlu fırsat ile Halifenin katına bağlılıklarını bir kez daha belirtmeyi /güçlendirmeyi milli ve dini bir görev sayarlar).

İd -i said -i adhanın (kutlu kurban bayramının hakk -ı Hümayûn -u Mülûkânelerinde, Hanedan-ı zişan-ı Saltanat-ı seniyeleri hakkında müteyemmen ve mes'ut (Kutlu ve mutlu) olmasını bütün vahdet-i maneviyesiyle tazarru eder (Tanrıdan diler).

Kâtibe-i ahvalde emr ü ferman Hilâfetpenah Efendimizindir. 5 Eylül 1335

Sivas'da münakıt Umumi Kongre Heyeti

 

14 Eylül, 1. Sayı, 3. Sayfa

Millete Yazılan Beyanname Sureti

Mukarrer (kararlaştırılmış)olan Anadolu- Rumeli Müdafaa-i Hukuk Umumi Kongresi Teşrin-i evvelin dördüncü günü zevali (önleden sonra) saat üçte parlak bir suretde Sivas'da Mekteb-i Sultani binasında ilk içtimaını akt ile fatiha-i mukarrerat (toplantısını gerçekleştirip başlangıç / ilk karar) olarak Zat- Hazreti Hilâfetpenahiye balâda (yukarıda) sureti mündemiç (yazılmış / alınmış olan) arızayı takdim etti.

Bu suretin bilcümle nevahi ve kuraya ( bütün bucak ve köylere) kadar tamimini bilhassa rica ederiz.

Netice-i mukarreratımız (alacağımız kararlarını sonucu) ayrıca tebliğ olunacaktır.

Sivas'da münakıt Umumi Kongre Heyeti

 

14 Eylül,1. Sayı,3. Sayfa

Sivas Umumi Kongresinin Zat-ı Şahaneye ,Ahval-i Hazırayı İzah Maksadıyla

Yazdığı Ve Dahiliye Nezareti'nin Padişaha Keşidesinde Mümanaat Eylediği Arıza Sureti.

Hâk-i pay-i Hilâfetpenahi'ye

Zat-ı Akdes-i Cenab-ı Hilâfetpenahileriyle Saltanat-ı seniyelerine bir ubudiyet-i müeyyede ile merbut bulunan (güçlü bir kulluk duygusu ile bağlı olan) millet namına ve lâyezal (bitimsiz) olan sadakat-i ebediyemize istinaden maruzat-ı atiyemizin ref'ine cür'etyab oluyoruz. (sonsuz bağlılığımıza dayanarak aşağıdaki maruzatımızı katınız ulaştırmaya cesaret ediyoruz). Saltanat-ı seniyelerinizin bu gün maruz olduğu müthiş mehalik (karşı karşıya bulunduğu ürkütücü tehlikelerin) her şeyden evvel tarihimizin kaydetmiş olduğu en büyük mağlubiyetin en tabii netayicinden (doğal sonuçlarından) olmakla beraber, mevcudiyetimize nihayet verecek bir mahiyet alan mehalik-i maruzanın münhasıran (arz edeceğimiz tehlikelerin özellikle) mağlubiyetimizden mütevellit olmadığı da her halde muhat-ı ilm-i Hilâfetpenahileridir (bilgileriniz dahilindedir).

Almanya ve Bulgaristan gibi Harb-i Umumide bizimle beraber aynı mukadderatı takip edip , aynı encama maruz olan (sonuçla karşı karşıya kalan) sabık müttefiklerimizin bu günkü vaziyetleri , Saltanat-ı seniyelerinin mahkûm olduğu şeraitle mukayese edilecek olursa, sade bir mağlubiyetten bu kadar büyük bir felâket-i milliye tevlidine (ulusal felâketin doğmasına) kâfi gelemeyeceği pek kolay tezahür eder (ortaya çıkar). Mütarekenin zaman-ı akdindeki vaziyet-i umumiyemizle ( ateşkesin imzalandığı zamndaki genel durumumuz ile) bu günkü halimizin mukayesesi de bu facianın ne büyük bir hakikat olduğunu lüzumundan fazla isbat eder itikakadındayız (inancındayız). Bu gün milletin nazarında felâketimizin bu derece ittisaına tesir eden en büyük âmil , (genişlemesini etkileyen en büyük etken) mazinin (geçmişin) bırakmış olduğu esbab-ı hariciye ve harbiyeden ziyade hâlin teraküm ettirmekte( dış ve harbin nedenlerinden çok bu günün biriktirmekte) bulunduğu müessesat-ı dahiliye (içteki kurumlar) de, yani mütarekeden beri teakup eden (birbirini izleyen) hükûmetlerin ve bilhassa Sadrazam Ferit Paşa kullarının riyaseti altında teselsül edip giden ( peş peşe giden) Kabinelerin irtikâp etmiş oldukları teşeyyüblerde mündemiçtir (ihmalkârlıkların içerisindedir.). Filhakika , mütareke namenin her türlü ahkâmı hilafına olarak zuhur eden (hükümlerine ters olarak ortaya çıkan) bir Aydın facıası karşısında sadr-ı lâhik (Ferit Paşa) bile artık birinci hâdise-i sadaretine nihayet vermek suretiyle istifa ederek sebep olduğu cinayet-i siyasiyeden doğrudan doğruya mes'ul olduğunu zımnen (üstü kapalı olarak) itiraf etmiş ve bu hareket üzerine milletimiz. bu mes'uliyetin her halde bir Divan-ı âli huzurunda tayin edileceğini ümit etmeğe başlamıştır.

Fakat Ferit Paşa kulları bu hale rağmen ikinci bir Kabine daha teşkilinden içtinab etmedi (çekinmedi) ! Müşarileyhin (işaret edilenin) Paris Kongresinden haysiyet-i milliyemizi rahnedar edecek surette (ulusal onurumuzu yaralayacak şekilde) Desaadet'e iadesi bu ikinci vak'a-yı sedaret esnasında vukua gelerek milletin emniyetine istinad etmeyen bu hükûmetin her türlü ehliyetten de mahrumiyeti bütün cihan nazarında sabit olmuş; fakat Ferit Paşa kulları mevcudiyetimize iras ettiği (getirdiği) bu ikinci zarardan da mütenebbih olmayıp (uslanmayıp) Paris'ten mucib-i iadesi (geri gönderilişinin nedeni) olan muhaberat-ı siyasiyeyeyi mahza muhafaza-i mevki endişesiyle tahrifen tercüme ederek ( siyasi haberleşmeleri sırf makamını

koruma endişesiyle özünü bozup tercüme ederek) südde-i seniyelerine ve efkâr-ı umumiyemize arz etti. Bu suretle hem Zat-ı Hümâyûn-u Mülûkanelerini , hem mukadderatiyle oynadığı millet-i mazlûmeyi iğfal etmiş (zavallı milleti aldatmış) oluyordu. Çünkü muhaberat-ı maruzanın metn-i aslileri müşarileyhin İstanbul'daki neşriyat-ı kâzibesinden evvel ( arzedilen haberleşmelerin esas metinleri işaret edilenin (Ferit Paşa'nın) İstanbul'daki yalancı basınından önce) Avrupa matbuatında intişar etmiş (yayınlanmış) ve Ferit Paşa'nın Harekât-ı Miliyemizi ittihatçılık şeklinde göstererek Anadolu'ya müdahale-i ecnebiye davet ettiği kâinata ma'lûm olmuştu ! Halbuki İzmir havalisinde namus ile mukaddesatını müdafaadan başka bir şey yapamayan ve bunu yaparken de irade-i mülûkânelerine istinad eden evlad-ı vatan (padişahın emirlerine dayanan vatan evlatları), takip ettikleri maksad-ı mukaddesi mükerreren hâk-i pay-i seniyelerine arz etmiş (kutsal amaçlarına padişaha defalarca bildirmiş) oldukları gibi umum Anadolu galeyan-ı millisindeki meşruiyet (haklılık)de Saltanat-ı seniyelerinin cihet-i erbaadan ma'ruz olduğu mehalikle sabit olmuştu (dört taraftan karşı karşıya bulunduğu tehlikelerle kesinleşmiştir)..

İrade-i Milliyesini, payitaht-ı seniyelerinde izhara ( göstermeye) imkân bulamayan milletin alâmına (elemlerine) tercüman olmak üzere Anadolu da in'ikad eden (toplanan) Şarki Anadolu vilâyetleri Erzurum Kongresi ile be defa Sivas'da münakit (toplanmış) Umumi Kongremizi de gayrimeşru ilân eden Sadr-ı lâhık kulları, Hilâfet-i seniyelerinde akt-i içtima eden (toplantı düzenleyen) Ermeni ve Rum kongreleri mukarreratının (kararlarının) İstanbul matbuatı ile ilânından hiç bir mahzur tasavvur edemiyorlar ! Aynı zamanda bir taraftan meşruiyet ve kanuniyet esasatına istinad etmek (haklı ve yasal esaslara dayanmak) isterken , diğer cihetten Meclis-i Millinin feshinden beri yedi sekiz ay geçtiği hale Kanun-u Esasi ahkâmını tatbik edip intihabata mübaşeret mecburiyetini ( Ana Yasa hükümlerini uygulayıp seçimlere başlama zorunluluğunu) de hâlâ hissetmiyorlar ve bu tarz-ı hareketle beraber kudret-i milliyemizi de ecanip nazarında keenlemyekûm (hiç yokmuş gibi) göstererek makasıd-ı ecnebiyeye teshil ediyorlar (yabancı amaçlarını kolaylaştırıyorlar).

Maksad-ı ihanetkâranelerinde (haince amaçlarında) muvaffak olabilmek için milletin ruhundan doğan Teşkilât-ı Milliyeyi dağıtmak, devletin hakk-ı kazasını (yargılama hakkını) ecnebi ihtirasına baziçe (oyuncak) etmek, ordunun kuvvetini tenkis (düşürmek/ azaltmak) için muktedir erkân-ı askeriyemizi azil (güçlü askeri kumandanları görevlerinden almak) ve düşmana teslim etmek, şifreli muhaberat-ı askeriyenin çaldırılmasına Posta ve Telgraf Müdüriyet-i Umumiyesini salâhiyetdar (yetkili) kılmak, birtakım düşman zabitlerinin memleket dahilinde dolaşarak vahdet-i milliyemizi ihlâl edecek tahrikat-ı siyasiyede bulunmalarına müzaharet etmek (milli birliğimizi bozacak siyasi kışkırtmalarda bulunmalarına arka çıkmak ,) memleketi ihitilâl içinde gösterip müdahale-i ecnebiyeyi davet eylemek ve ordunun şifre muhaberatını men ile esrar-ı askeriyeyi ifşa cür'etinde (askeri sırları açığa vurma haddini bilmezliğinde ) bulunmak gibi her biri bellibaşlı bir cinayet-i milliye teşkil eden ahvâl-i gayrikanuniyeye tasaddi etmekten (kanunlara aykırı durumlara girişmekten) de bir türlü sarı nazar edemiyorlar (vaz geçemiyorlar).

Vatanı bu hale getiren ve mağlubiyetten mütevellit (doğan) felâketimizi bu kadar tevsi eden (genişleten ) en büyük saikin, hükûmet-i hazıraca irtikâp edilip duran bu ihanetler olduğu her halde artık nezd-i Şevket Vefd-i Hümâyûnlarınca da teeyyüd etmiştir ( Padişahın ulu katında da kesinlik kazanmıştır). Bu vaziyeti nazar-ı itibare alan heyet-i memlûkânemiz (naçiz/ mütevazi kurulumuz) vatanı kurtaracak son bir çare olmak üzere hiç bir fırka- i siyasiyeye mensub olmayacak ve irade-i milliyeyi tamamiyle izhar edecek halkın iradesini gösterecek), millette istinad edecek bir Heyet-i Vükelânın resikâre (vekiller kurulunun işbaşına)getirilmesini tazarru ve niyaz ile böyle bir kabine teşekkül etmediği takdirde milletin teşebbüsat ve icraat-ı zaruriyesini tevkife (girişim ve zorunlu eylemlerini durdurmaya/tutmaya) imkân olamayacağını arz eder.

Kâtibe-i ahvalde emrü ferman sevgili Padişahımız Efendimiz Hazretlerinindir.

Sivas'da Münakıt Umumi Kongre Heyeti

 

17 Eylül, 2. Sayı, 3. Sayfa

Kongre'nin Düvel-i İtilafiye Mümessil-i Siyasiyesi ile Bitaraf Devletler

Sefarethanelerine Keşide ettiği Telgraf Suretidir .

Sekiz ay evvel feshedilmiş olan (hükümsüz bırakılmış / dağıtılmış ) Meclis-i Millimizin Kanun-u Esasi mucibince nihayet dört ay zarfında yeniden içtimaı (toplanması) lâzım geldiği halde mütarekenin aktinden beri teakup eden (birbiri arkasından giden) hükûmetler , intihabatın icrasından taallül etmiş (seçimlerin yapılmasından kaçınmış) ve bu suretle Meclis-i Milli hâlâ içtima edememiştir.

Bu vaziyet üzerine harekâtı ile icraatında hiç bir fikr-i meşruiyet (haklı bir düşünce) kalmayan Ferit Paşa Kabinesi, nefret-i umumiye karşısında zulüm ve şiddetle payidar olabilmek (iktidarda kalabilmek) siyasetine sülûk ederek (saparak) kendi aleyhinde bulunan milli vahdeti ihlâl (birliği bozmak) için anasır-ı islamiyeyi yekdiğeri ile kıtale sevketmek (Müslüman unsurları birbirleri ile savaşa yönlendirmek) istemişse de bu teşebbüse ait vesaik (belgeler) milletin eline geçerek memleketin emniyet-i umumiyesi haleldar olmaktan kurtulmuştur.

Bunun üzerine millet vaziyeti Zat-ı Hazret-i Padişahiye arz ile itimad-ı umumiyeye müstenit (genel güvene dayanan) bir kabine teşkilini istirham etmek istemiş ise de , hükûmet-i hazıra ( mevcut hükûmet), milletle padişahın temasına da mâni' olmuş ve bu suretle millet için bir hükûmet-i meşrua teşekkül edinceye kadar heyet-i hazıra-i vükelâ ile kat'ı münasebetten (mevcut vekiller heyeti ile ilişkinin kesilmesinden) başka çare kalmamıştır . Çünkü : böyle bir tedbire tevessül edilmediği (önleme başvurulmadığı) takdirde Ferit Paşa Kabinesinin teşvikatiyle Anadolu asayişinin haleldar olacağı (bozulacağı) muhakkaktı.

İstanbul'da itimad-ı milliye müstenit (milletin güvenine dayanan) bir kabine teşekkül edinceye kadar devam edecek olan bu vaziyetin meşruiyetini (haklılığını) ve bilhassa Hükûmet-i metbuaları nokta-i nazarınca da lüzumunu vareste-i izah addederiz (mensup olduğunuz hükûmetlerin görüşlerince de öyle olması gerektiğini açıklamayı gereksiz sayarız); çünkü : Hükûmet-i hazıranın Versailles Konferansına gönderdiği heyet-i murahhasa sırf âmal-i milliyeyi temsil eden bir hükûmet tarafından gönderilmiş olmadığından dolayı bir ehl-i hibre telâkki edilmişti (bilirkişi danışman olarak sayılmıştı)

Binaenaleyh (böylece) sulhun takarrürü (kararlaştırılması) de ancak millete müstenit (dayanan) bir Osmanlı kabinesi teşekkül etmekle kabil olabilir.,

Bu suretle gerek milletimizin ve gerekse Avrupa ve Amerika menafi-i aliyesinin icabat-ı atiyesine tevafuk etmekte ( yüksek çıkarlarının gelecekteki icaplarına uymakta ) olan vaziyet-i hazıra-i milliyemizin (milletimizin şimdiki durumunun) muhill-i asayiş (güvenliği bozucu) hiç bir fikre müstenit olmadığını ve emniyet-i umumiyeyi ihlâl edecek hiç bir hadise zuhûr etmeyeceğini ve bütün mânasiyle muslihane bir hatt-ı harekât edileceğini ( barışcı bir yol izleneceğini), Sivas'da münakit (toplanmış) umum Anadolu ve Rumeli murahhaslarından müteşekkil Umumi Kongre sureti kat'iyede tekeffül ve temin ederek (kesinlikle kefil olup güvence vererek) kesb-i fahr ile (övünçle), cihana adalet vaad eden Düvel-i Muazzamanın muzaheret-i maneviyelerinden (manevi yardımlarından) emin olduğunu da ayrıca arzeder . 11 Teşrin-i evvel 1335

Sivas'da Münakıt Umumi Kongre Heyeti

 

Dağıtım: İngiliz Mümessil-i siyasiyesine, Amerika mümessil-i siyasiyesine, Fransa mümessil-i siyasiyesine, İtalya mümessili siyasiyesine, Sırbistan mümessil-i siyasiyesine, Felemenk Sefaretine, İsveç Sefaretine, Danimarka Sefaretine, İspanya sefaretine.