İşgal Altındaki Güney Anadolu

17 Kasım ,12. Sayı, 2. Sayfa,1. Sütun.

Yeni İşgaller Üzerine

Yeni işgaller üzerine hükûmetçe, İtilaf Devletleri nezdinde teşebbüsat-ı ciddiye icra edildiğine (yanında / katında ciddi girişimlerde bulunulduğuna) şüphe etmiyor isek de henüz buna dair hiç bir menba'dan (kaynaktan) ciddi bir haber alınamamıştır.

Bu hadisat-ı işgâlin ihtiva ettiği mezâlim etrafında yeni baştan tehyiç eden (heyecanlanan) efkâr-ı umumiyenin te'min ü tatmine (ikna ve doyurulmaya) ne kadar muhtaç olduğu nazar-ı dikkate alınırsa teşebbüsat-ı vakıa-i resmiye ( resmi gerçek girişimler) hakkındaki haberlerin gecikmeyeceği ümit olunabilir.

İstanbul muhabir-i mahsusamızdan istihbar edildiği gibi, Sulh Konferansında Türkiye meselesinin birkaç aya kadar mevzu-u bahs olacağına dair de hiç bir taraftan bir emare (işaret / belirti ) görülmemektedir.

8 Adalık,15. Sayı,3. Sayfa

Adana Ahvâli

Muhabir-i mahsusamızın mektubundan

Buradaki ahval gittikçe kesb-i vahamet etmektedir.(korkulu bir hal almaktadır). Müslüman çetelerine isnad edilen (yüklenen) bir kaç vak'anın verdiği vesile ile alelumum (sebeple genel olarak /bütün) Müslümanlar namına takip edilmeğe başlanan imha siyaseti bütün dehşetiyle devam etmekte ve âlem-i medeniyenin (uygar dünyanın) yüzünü kızartacak şekiller peyda eylemektedir.(meydana getirmektedir)

Her gün otuz kırk kişi en adi bahanelerle kurşuna dizilmektedir. Ahâli, mal ve canından , ırz ve namusundan zerre kadar emin olamadıkları için her tarafa baş vurup istimdad ediyorlar (yardım diliyorlar). Hükûmet-i merkeziyeye (İstanbul hükûmetine) vuku' bulan müracaatları katiyyen (kesinlikle) cevapsız kalıyor.

Memurin-i mahsusa, âzami süratiyle burada cereyan edecek fecaiyi kabine erkânına ve bütün âlem-i medeniyeye isma (duyurma) teşebbüsünde bulundu. Fakat nedense hiç kimse Yüzbinlerce ahâli-i masumenin (suçsuz halkın) koyun gibi boğazlanmasına karşı lâkaydisini ihlâl edemiyor (ilgisizliğini bozamıyor).

"Takriben dört beş gün evvel jandarma Takım Kumandanlığında istihdam edilen Ermeni mülazimi "M..." ve dört jandarması , Sansa'dan Feke'ye gelirken yolda pusuya uğradılar ve katl olundular (öldürüldüler) . Üzerlerinde güya dört beş bin lira mevcut imiş. Bu para da pusuyu kuran eşkıya tarafından alınmış.

Bunun üzerine bir kıyamettir koptu. Eşkiyanın Müslüman çeteleri olduğuna hemen kanaat edildi. Halbu ki Ermeniler bir taraftan vukuat ihdas ederek (olaylar yaratarak) Müslümanlar üzerine atıf ve isnad etmek diğer taraftan kin ve intikam vesileleriyle ahâli-i Müslümaniyi tedhiş ederek muhacerete (ürküterek göçe) mecbur eylemek siyasetini takip etmekte olduklarına ve Fransızların bu siyasete mümaşatkâr (destek olur / göz yumar) bulunduğuna kimsenin şüphesi kalmamıştır.

Bir Ermeni mülazımıyla dört jandarma neferinin binlerce lira ile seyahat ettiklerini kabul edebilecek sahib-i izan (anlayış sahibi) güç bulunur. Böyle olduğu halde Fransızlar vukuatı, Müslümanlar tarafından icra edilmiş mezâlim olarak kabulde terddüt etmeyerek derhal icra-yı mezâlime mübaşeret etmiş (başlamış) bulunuyorlar.

Söylediğim vak'adan dolayı ta'kibat esnasında kendilerinden şüphe edilen Fekeli Akçaoğlu Hamza ile Akrabasından bir şahıs derdest edilerek mahfuzen (ele geçirilerek tutuklu olarak) Mösyö" T..." ye gönderildi. Mumaileyh, bilâ sual (adı geçen, soru sormadan) hemen kurşuna dizilmelerini emr etti ve emir infaz edildi. Aynı meseleden dolayı daha onbeş Müslüman tevkif edilmiştir. Cenab-ı hak encamlarını (sonlarını) hayr etsin.

Kara Yusuf çetesi ve Mülazım "M..." 'ın katli vakalarından dolayı tazyikat (baskılar) o derecedir ki hiç bir vicdan-ı hamiyet ve insaniyet ( insanlık ve yurtseverlik duygusu taşıyan) tahammül edemez. Gün geçmiyor ki beş, on Müslüman şüphe üzerine tevkif ve idam edilmesin. İşi gücüyle meşgul, bir köyden diğerine giden bir çok zavallının, 300 kişiden mürekkep olarak dolaşan ve Kara Yusuf çetesi takibine memur edilen Ermeni çetesi tarafından Kara Yusuf çetesi efradından diye şehit ediliyor. Her Müslümanın katline de Mösyö" T...." tarafından yüz yakut mükâfat verilmektedir. Kara Yusuf çetesine mensup diyerek derdest ettiklerini duyurdukları ve şehir tellâllariyle ilan ettikleri Müslümanlar hep bu kabilden bigünah (günahsız), namuskâr ve kendi hâlinde kimselerdir.

Haçin'de ifa edilen mezâlim daha sefilânedir.

Geçenlerde Haçin'den mıntıka-i işgal (işgal bölgesi) haricine çıkmış olan Hâlil İbrahim isminde bir zavallının ,Artin isminde bir jandarma çavuşu gündüz, hanesini basarak hemşiresinin bekâretini izale etmiş ve Mösyö "Dufye" ye vaki olan şikâyet semeresiz kalmış, hatta mumaileyh (adı geçen) tarafından mübah görülmüştür.

Fransız medeniyetinin ne sefil vasıtalar ve ne sefil ellerle şerefden yoksun edilmekte olduğunu görmek Fransız milleti için bilmem ne zaman tahammülfersa ad olunacaktır (dayanılmaz sayılacaktır). Kadınlara tecavüz yalnız Ermeniler de kalmamaktadır. Fransız neferleri civarda rast geldikleri Müslüman kadınları hiç bir asr-ı medeniyetin kabul etmediği muamelat ve hissiyaneye tabi' tutmaktadırlar.

Geçenlerde Hüseyin Gazi'ye (Yatır'a) bera-yı tedavi (hastalıktan kurtulmak ) gelip avdet etmekte olan üç kadın, çete hâlindeki Fransız neferleri tarafından tutulup cebren kaplıca civarındaki köprüye götürülerek ırzları paymal edilmiş ve feryatları üzerine mahall-i vakaya (olay yerine) koşan Seyid karyeli Hüsnü'ye ateş açılarak, zavallı kadınlar her türlü imdat ve muavenetden (korumadan) mahrum bir halde bu medeniyet kahramanlarının mahkûm-u şehvet ve vahşeti (ilkellik ve şehvetlerinin mahkûmu) olmuşlardır. Kadınlar ancak beş saat sonra bırakılmışlardır.

Gülek boğazında Üç Türk jandarması Ermeniler tarafından feci bir şekilde katl edilmişlerdir. Bunların katilleri hakkında bir takibat yapılmadığı gibi adeta vak'adan dolayı izhar-ı memnuniyet olunmaktadır (memnunluk gösterilmektedir).

Tarsus'da eşrafdan Dokuz kişi idam edilmiştir.

Çiftecan'dan geçen yolcu Müslümanların bütün eşyası muayene olunarak Fransızlara lüzumlu görülen eşya teklifsizce alınmakta ve mümanaat etmek (engel olmak) isteyenler derhal darp ve tahkir (dövüp aşağılamak) belki katl ve imha edilmektedir.

Velhasıl bütün Adana kurun-u vüsta (ortaçağ) da bile emsâli mesbuk(görülmüş) olmayan vahşetlere, cinayetlere, şenaatlere sahne oluyor.

Ahâli kâmilen me'yus ve müheyyiçdir ( ümitsiz ve heyecanlıdır). Yer yer isyan emareleri baş gösteriyor."M...." karyesinde ahâli o kadar şedid bir heyecan göstermiştir ki hiç bir Fransız o mıntıkaya sokulmamaktadır. Bir çok ahâli, civar aşayire iltica ederek (çevre aşiretlere katılarak) onlardan imdat istemektedir.

Halep ve Suriye taraflarından buralara gelen şayiata nazaran (söylentilere göre) oralarda dahi vaziyetin hemen hemen aynı olduğu ve ahâlinin duçar oldukları (düştükleri) zulüm ve tazyikattan fefkalâde müteessir bulunduğu anlaşılmaktadır.

22 Aralık,17. Sayı,3. Sayfa

Kilis Sokaklarına Fransız Tabur Kumandanı Tarafından

Ta'lik olunan (asılan) İlanname Suretidir

Memleket içinde iğtişaş (karışıklık) vuku' bulduğu takdirde Fransız askeri kumandanı zirdeki (altdaki) tedabiri ittihaz eylemiştir (önlemleri tasarlamıştır /kabul etmiştir /düşünmüştür).

1-Sokaklar mitralyöz, el bombası ve gazlı obüslerle korunduğundan adavet (düşmanlık / kin) fikri taşıyanların mahallerinde kalması lâzımdır.

2-Herhangi bir hanede silah patlarsa o hane tamamiyle yıkılacaktır.

3-Bütün Türk memurların selâhiyet ve hükümleri muvakkaten ıskat edilip (kaldırılıp), askeri kumandana ait olacaktır. Teşkil edilecek divan-ı harp bütün ahâli üzerinde hayat ve memat hükmünü vermeğe selahiyetdardır.

4-Her kimin silah taşıdığı görülürse muhakemesiz kurşuna dizilecektir. İğtişaş (karışıklık) zamanında öldürülen ve yaralanan her Fransız askerine karşı iki adam kurşuna dizilecektir. Mahkûm olanı bulmak için her türlü tedabire tevvessül edilecektir

 

5 Ocak 19. Sayı 4. Sayfa 2. Sütu

Kendi Mülkleri Gibi Hareket ediyorlar

Urfa'dan

Urfa'daki Fransız Kumandanı, jandarma zabitaniyle polisleri nezdine (yanına) celb ederek ba'dema kendisine merbut (yanına çağırarak bundan sonra kendisine bağlı) olduklarını ve asayiş hakkında rapor vereceklerini ve aksi hareket edenlerin tecziye olacağını tebliğ etmiştir (cezalandırılacağını bildirmiştir). Hükûmetten Urfa livasının varidat ve mesarifat (gelir - gider) defterini istemişlerdir.

Herhangi bir cürümden dolayı bir kimsenin hapis edilmezden 24 saat makden (önceden) kendilerine haber vermelerini ve ceza muhakemelerinde Fransızlardan aza bulunacağını , Adana'dan Urfa Fransız kumandanı, kendi malûmatı olmaksızın hiç kimsenin azl ve nasb edilmeyeceğini (görevinden alma ve e göreve atama yapılmayacağını) bildirmiştir.

12 Ocak, 20. Sayı,4. Sayfa,1. Sütun

Adana Haberleri

Fransızların Suriye'den getirerek Adana'ya müfettiş-i umumi tayin ettikleri "Dufye" ve Tarsus müfettişi ,ile Osmaniye Belediye reisi Hacı Osman Efendi hazır olduğu halde İslahiye'deki Müslümanlara Fransızlar " Siz asil ve namuslu Müslümanlarsınız, namussuz (?!) Maraş Müslümanlarına uymayın onlar yakında ceza-yı sezalarını (hakkettikleri cezayı) bulacaklardır" tarzında bir propaganda yapmışlardır

Adana vâlisi ahâli-i mahallice (yerli halk tarafından) fevkalâde merasimle istikbâl edilerek (karşılanarak) Cuma günü hususi bir surette tezyin edilmiş (süslenmiş) ve ahâli ile dolmuş olan cam-i- kebirde müşarileyh (işeret edilen) tarafından ahâliye selam-ı şahane (padişahın selamı) tebliğ edilmiş ve namazdan sonra kurbanlar kesilmiştir. Adana şimdiye kadar böyle bir heyecanlı ve galeyanlı bir istikbâl görmemiştir.

Yalnız şayan-ı esef ve teessür (hayıflanmaya ve üzülmeğe değer) bir noksan vardırki o da şanlı Osmanlı bayrağından mahrumiyetdir. Bundan dolayı bütün ahâlinin kalpleri ağlamaktadır. Bunun yerine halılar, kilimler ve yeşil ağaç dalları enzarı (bakışları) süslemektedir.

Bütün Müslümanlar gözyaşları dökerek Adana'nın hâk-i pak-i vatandan ( vatanın temiz topraklarından) ayrılmamasını cenab-ı hakdan tazzarru etmiştir. (yalvararak dilemiştir).

Adana'ya vürud eden (gelen) General Gouraud (Guro)'nun şerefine yapılan istikbâle (karşılama törenine) iştirâk etmeyen (katılmayan) ahâliden ikişer yüz lira ceza-yı nakdi (para cezası) alındığı,"K.." taraflarında bir takım Fransız mecruhlarının (yaralılarının) Mersin'e sevk olunmakt olduğu, geçenlerde Adana'da hükûmet konağı civarındaki kadınlar hamamına bir kaç Ermeni ve Fransız neferi gizlice girerek ve kadınların feryadı üzerine çıkıp savuştukları, ve hamamdan çıkıp hanesine gitmekte olan bir islâm ailesinin taşıyan arabaya cebren iki Fransız askeri binmişlerse de mezkûr ailenin feryadı üzerine savuştukları bildirilmiştir.

Adana'da boşnak Sâlih Efendinin mahdumu (oğlu) Asım Efendi ahiren (son zamanlarda9 Adana'da inşa edilen dans salonunda geceleyin bir kaç saat vakit geçirdikten sonra mahallesine gitmek üzere merdivenden inmekte iken Ermeniler tarafından döğülerek ayağı kırıldığı, Adana'nın yeni İstasyon civarında başı parçalanmış bir islam cesedi bulunduğu, islamlara karşı Adana'da irtikab edilen (işlenen)zulmün ne derece olduğu Adana'dan vürud eden (gelen)haberlerden anlaşılmaktadır

19 Ocak ,21. Sayı, 4. Sayfa,1. Sütun

Mersin'de Miralay Norman

Fransız miralayı Norman 30 kânunievvelde (Aralıkta) Mardin'e gelerek hükûmeti, fırka kumandanlarını ve Amerikalıları ziyaret etmiş ve bervech-i ati (Aşağıdaki) beyanatta bulunmuştur :

"Diyarbekir'e bazı su-i tefehhümleri ref' (yanlış anlâmâları gidermek) için gidiyorum. Türkiye mâli,sanayi,ilmi muavenete muhtaçtır, bu kavi muaveneti (sağlam / güçlü yardımı) Fransa yapacaktır."

Diyarbekir ve Mardin ahâlisi Norman'ın Mardin'e vürudunu (gelişini) Fransız işgâlinin bir başlangıcı telakki ettikleri ve hakim-i siyasi sıfatiyle Diyarbekir vilayetine tayin edilmiş zannında bulundukları için Mardin Kuvvayı Milliyesi derhal toplanmış ve civara haber göndermişler, bunun üzerine kasabanın her tarafı müselleh (silahlı) milli kuvvetler tarafından tutulmuş, bir kısım kuvvet Diyarbekir yolunda bir kısmı Nusaybin yolunda tertibat ittihaz eylemişlerdir (önlemler almışlardır).

Mardin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti , Belediye dairesinde Norman ile görüşmüş, cemiyet Reisi, hükûmet-i Osmaniye'den başka hiçbir hükûmetin tahd-ı hakimiyetinde (hükmü altında) yaşamayacaklarını , Fransız işgâli ihtimâline karşı Yüz bin kişilik Kuvayı Milliye ihzar edilmiş (hazırlanmış) olduğunu , memleketlerinin hiç bir ecnebiyenin zir-i hakimiyetinde kalmasına meydan vermeyeceklerini, efkâr ve hissiyat-ı insaniyesine fevkalâde ümit bağladıkları Fransızlar eğer Türk dostluğunu istiyorlarsa evvela işgal altındaki mahalleri tahliye etmeleri ve bize hakiki dost elini uzatmaları lazım geldiğini, böyle yaparlarsa , Osmanlı hükûmetinin Fransa için en samimi bir dost olarak kazanılmış olacağını bir lisan-ı kat'i ile (kesin bir dille) söylemiş ve aynı zamanda belediyede akşam yemeğine davet etmişlerdir. Mumailleyh ( adı geçen) daveti kabul ederek hükûmet ve fırka erkânıyla birlikte yemek yemiştir.

Not: İmza edilmiş olan muahedata tevfikan (anlaşmaya dayanılarak) hâlihazırda Berlin'de bulunan Türkiye'ye ait altın ihtiyat akçelerinin Paris'de muhafazasına karar verilmiştir

Akşam yemekten sonra Norman istasyona inmek istemiş, ahâlideki galeyan münasebetiyle bir hadiseye meydan vermemek için fırkaca otomobil ile sevk edilmiş ve bir fenalığa maruz kalmamak için eşrafdan birinin otomobilde beraber bulunması teklif edilmiş isede kimse cesaret edememiş ve fırka kumandanı yalnız olarak refakat etmiştir. İstasyon güzergâhında gurup gurup ahz-ı tertibat etmiş (mevzilenmiş) yüzlerce efrad-ı müsellehe (silahlı kişiler) arasından sâlimen geçirilmiştir.

Norman Mardin'de bir gün daha kalsa idi On bin kadar Kuvayı Milliyenin Mardin'de muhakkak suretde toplanacakları aşikârdı. Norman'ın azimetiyle (gidişiyle) beraber kuvvetler kâmilen dağılarak sükûnet iade edilmiştir.

Norman İstasyonda iken 9 - 10 gecesi Diyarbekir'de bulunan Vâli ile görüşmüş ve Mardin'de maruz kaldığı tehlike sebebiyle Urfa- Siverek tarikiyle (yoluyla) Ditarbekir'e gelirken muhafız olarak Urfa'ya Elli süvari gönderilmesini rica etmiştir. Urfa'ya bir zabit ile On iki atlı muhafız gönderilmiştir. Norman Mardin'den Urfa'ya avdet ve On üç Kânunisanide Urfa'dan Diyarbekir'e hareket etmiştir.

26 ocak 21. Sayı.,2. Sayfa ,1. Sütun

Muhteviyatı Câlib-i Dikkat Bir Ser-rişte

(İçeriği dikkat çekici bir ipucu)

Diyarbekirde Onbeş gün kalarak Harput'a giden "Piskopos Kivor" Diyarbekir'de iken herkese İslam ve Ermeni milletleri arasındaki husumeti izale ve sulhu tesis için geldiğini söylemiş iken Patrik Zaven Efendi'ye yazdığı ve elde edilen sureti zirde muharrer (ekte yazılı) mektuptan maksad ve fikrinin ne olduğu anlaşılmaktadır.

"Diyarbekirde... ziyaret mevkiinde dört komite yerleşti. Adana ve Mersinde teşekkül eden cemiyetin şubesini burada açmağa muvaffak olduk. Malûm olan (bilinen) kimse buraya geldi. Çok memnun olduk. Cuma gecesi saat Sekizde kilisede çan çalındı. Süryani ve Ermeni sevgili milletimiz geldiler hafi (gizli) müzakere olundu. Cumartesi günü akşam saat 11 'de müzakere ikmâl edildi (tamamlandı). Müttefikimiz Fransız generâlinin mevkii hazırlandı. Burada bulunan iki papaz da bulunmuştur. Halep'deki kuvvetli çetelerimiz Diyarbekir'e gelince size muvaffakiyetlerimizi bildireceğim. Evvelki Taşnaklar gibi değil, bunların özü sözü birdir.

Bundan böyle Osmanlının eşikleri (?) baş aşağı oldu,Bizim eşiklerin muvaffakiyetlerini yakında size yazacağım. Oraların eşiklerinden çok memnun olduk. Şerefine icra-yı şadıman ediyoruz (sevinç gösterileri yapıyoruz).

Piskopos Kivor

Diyarbekir'de Bedros Arşiya'nın Beyoğlunda Sakızağacında Ermeni katolik ruhbanhanesinde "C...." namındaki şahsa göndermek istediği mektupta şu cümleler vardır.

" islamların sonunu yakında görürüz. Bize nasıl yapıldıysa , bizim de onlara öyle muamele etme zamanımız geldi.

Adana'dan iki Papaz tebdil-i kıyafetle buraya gelmişlerdi. Ermenilerin küçük yortu günü kilisede miting akd edilmiştir.

İngiliz teftiş memurları buraya gelip gidiyorlar. Fransız müfettişleri de geliyor. Bunlar bizim hayatımızı taht-ı temine (garanti altına) aldılar.

Ermeni murahhası Altı bin altın getirdi. Gerek fırkaya (partiye) gerek malûm olan cemiyetlere tevzi' edildi (dağıtıldı) parayı getiren " Piskopos Kivor dur.

 

Diyarbekir'de Ermenilerin Faaliyetleri İle İlgili

İrade-i Milliyenin Yorumu

Hayret ediyoruz. Acaba Ermeni vatandaşlarımız bu hayalperestlikten ne gibi bir istifade etmek emelindedirler. İtiraf ediyoruz, bu cihan harbinde büyük küçük bütün milletler az çok zarar ve felâket görmüşlerdir. Âmâl-i milliyelerine (milli amaçlarına) hürmet ediyoruz. Asrın adil ve hak ve milliyet prensipleri dairesinde müstakil bir Ermenistan teşkil etmeleri esası zannedersem her milletten evvel Türkler tarafından tasdik edilmiş ,saha-i husûle çıkarılmıştır

Komşuları ve birlikte yaşadıkları milletler ile daire-i sulh (barış içinde) geçinmeleri ve bu vesile ile milletlerin refah ve saadeti acaba şu yukarıdaki tarz-ı hareketimi icap ettiriyor. Maksatları Türk memleketlerini Ermenistan yapmak değilmi ?

Halbuki hakikat şudur ki istikbâli adim (geleceği olmayan) ve akibeti mehâlik (sonucu korkutucu) bu hareketleri ile ne biz ve ne de onlar rahat yüzü görürüz. Ve şark da Sulh ve sükûn daima ihlâl edilmiş olur. itidalli (ılımlı) adımlarla hareket edilmesi şarkın pek muhtaç olduğu sulh ve salâh namına pek ziyade arzu olunur

26 Ocak, 21. Sayı, 3. Sayfa

Zavallı Müslümanlar Buna da mı Medeniyet Diyecekler

İstihbarat-ı Mahsusamızdır

Maraş'ta Fransızların harekâtı, kanun-u mütareke cümlesinden olarak, evvelki Çarşamba günü General "Gouraud (Guro)" beray-ı müzakere ( karşılıklı konuşmak için) mutasarrıf vekili ve jandarma tabur kumandanı ve polis komiseri ile eşraf-ı memleketi (memleketin ileri gelenlerini) karargâha davet etmiştir.

Eşraf ve memurin-i mezkûre (adı geçen memurlar) karargâha geldiklerinde General, köylerde Fransız askerlerine taarruz ve hücûm olunduğundan bahisle ağır ve tahkiramiz (aşağılayıcı) sözlerde bulunmuş ve cevaben İslamların kimseye taarruz etmediği ve bilâkis (tam aksi) taarruz ve tecavüzün askerlerden (Fransız) vaki' olduğu halde nezaketen sabır ve sükûnet edilmekte olduğu bilmukabele söylenmiştir.

General cevaben, " siz ahmak adamlarsınız " diye tezyif (alay etmiş) ve hazirundan (orada bulunanlardan) bazılarına ruhsat (izin) vermiş ve derhal memlekete ateş açtırmıştır. Üç gün üç gecedir bütün memleketi ve civari-i mevaki müteaddiden (çevredeki bölgeleri defalarca) top ve mitralyöz ve mavzerle dövdürmekte ve ahâli tarafından silahla mukabele edilmektedir.

Maksad-ı asli (gerçek amaç), memleket ve hükûmeti ıskattır (yok etmektir) Generâlin âlem-i insaniyet ve medeniyete mugayir (uygarlık ve insanlığa uygunsuz) olarak yaptığı bu harekât-ı vahsiyaneden memleket yanmakta bir taraftan da toplarla tahrib olunmaktadır.

Zavallı Ceza Reisi hükûmetten evine giderken mermi ile şehid edilmiş ve cenazesi üç gün ortalıkta kalarak ateşten yanına gidilip kaldırmak mümkün olmamıştır. Maktul (öldürülen) ve mecruh miktarı harp devam ettiğinden henüz anlaşılamamıştır.

Mahbusin (hapistekiler) kâmilen boşalmıştır.

Ahval-i mezkûreye (anlattığımız duruma) karşı vaki olan istirhamat (dilekler) General tarafından hiddetle karşılanarak ateşe devam olunmaktadır. Maahaza ( böyle iken) efrad-ı milliye tarafından da cansiperane müdafaa edilmektedir. Mutasarrıf vekili ahâli-i İslamiyeyi müdafaadan vaz geçirmek için tahliye olunmuş (salınmış) ise de diğer arkadaşları halâ karargâhda mahpusdur. Fransızların medeniyet namı altında yapmakta oldukları iş bu harekât-ı hunizaneden (kandökücü hareketlerden) vaziyet pek elimdir.

Ermeniler de muhasimine iştirâk etmişlerdir ( düşmanlara katılmışlardır).

9 Şubat, 24. Sayı, 1. Sayfa 3. Sütun

Müslümanlar Maraş'a İmdat !...

Maraş muhabirimizden

Vaziyette fevkalâde bir tebdil (değişiklik) yoktur. Kuva-yı Milliye taarruza geçerek "..." kilisesini ıskad etmiştir (düşürmüştür). Kilise civarındaki hanelere iltica eden düşmanla müsademede (çarpışmalarda) serderan-ı mücahidinden (savaşçı Komutanlarından) Evliya Efendi zade Evliya Efendi mahiyetiyle düşmanın sığınmış oldukları mevakii (yerleri) muhasara ederek muvaffakiyetle taaruz harekâtına devam etmekte iken kendisi ve bir kaç mücahit şehid olmuştur. Evliya Efendinin şuhedatı (şehitliği) büyük zayiattandır. Bütün efrad-ı islamiyenin şehit mağfur (tanrının bağışlamasına kavuşmuş) ruhuna fatiha ithaf etmelerini rica ederiz. Taarruza şiddetle devam edilmektedir. Divaniye, Kanlı dere , Çarşı başı mahallerinde düşman tarafından İslam haneleri yaktırılmakta ve bir çok binalar yer ile yeksan (yer ile bir)olmaktadır. Maraşdaki din ve ırkdaşlarımıza reva görülen mezalim ve hunharlığa nihayet vermek üzere civarından koşan Kuva-yı Milliyeye sarf edilmek için teberru edilen meblağın miktarı zirde mündemiçtir (aşağıdadır).

800 000 kuruş madeni para Elbistan

117 800 kuruş madeni para Darende

117 000 kuruş madeni para Gürün

100 000 kuruş evrak-ı nakdiye Kastamonu vilayetinden

Kabul ve irsal edilmiş olduğu ve Sivas vilayetinin bu hususta milli bir sandık vücuda getirerek her türlü sarfiyat ve sevkiyatı deruhte eylediği (üzerine aldığı / yüklendiği) ve bütün mülhakatın (bağlı bölgelerin /çevrenin) bu hususta kemâl-i dikkatle çalışmakta oldukları haber alınmıştır. Alem-i medeniyet ve beşeriyet için ebedi bir şeyn (ayıp-leke) olan, gayr-i ıtlakına seza (affedilmemesi gereken) Maraş fecaiinin serzede-i zuhuru (meydana çıkmaya başlaması ) nın esbab-ı umumu (bütün sebepleri) milletçe malûmdur (bilinmektedir) Bu babda Maraş Müdafaa-i Hukuk Heyet-i Merkeziyesinden alınan telgraf sureti aynen zirde nakl edilmiştir.

"Fransız Generali "Gouraud (Guro)" nun umur-u hükûmete (hükûmet işlerine) müdahalesi , eşraf-ı belde (şehir ileri gelenleri) ile rüesa-yı hükûmeti (daire amirlerini) tevkif , Müslümanları, Ermeni çeteleri ile ittifak ederek (birlik olarak) katl-ı amm (toplu öldürmeleri / kıyımı) üzerine namus-u millisini muhafazaya azm eden ahali derhal silahlarına sarılarak 15 gündür fedakârane mukavemet etmektedir. Din kardeşlerimize karşı ibzal buyurulan (çok bol miktarlarda) hamiyetkârane muavenetlere (yurtseverlikle yapılan yardımlara) teşekkürler olunur. Düşman kuvvetinin faikiyet (üstünlüğü) ve techizatının kesretine (bolluğuna) rağmen Allaha istinaden yakın vakitte düşmanın imha edileceği muhakkak ve hak ve hukukumuzu düşmanlara tanıtacağımızı arz ve tebşir ederiz (müjdeleriz).

9 Şubat,24. Sayı,2. Sayfa,1. Sütun

Maraş'taki Zulmdide (zulüm görmüş) Kardeşlerimizin

Müslümanlara Feryad-ı İstidası

Elbistan'dan

Alem-ül Müslimin

1308 seneden beri bütün cihan ve cihanbanı garik (doya doya) rahmet-i rahman eyleyen din-i mübin Ahmediyeyi yer yüzünden kaldırmak hayal-i hamiyle bazı müfrit ve mutaassıp Hırıstiyanlar Kurun-i Vusta (ortaçağ) tarihindeki ehl-i salip (haçlı) hatıratını ihyaya çalışıyorlar. Üçyüz milyonluk âlem-i İslam içinde makarr-ı hilafet ve saltanata malik olan Osmanlı Müslümanlarından maada bütün din kardeşlerimiz pençe-i kahr ve esaret altında zebun ve cezbegüzar (kendinden geç.miş)olurken birkaç milyon ehl-i tevkidin(yanmayı bilenin) bile hakimiyet ve istiklâline sadme çekmek isteniliyor. Bu gün makam-ı hilafet olan İstanbul'dan itibaren bütün Arap,Türk, Kürt memleketleri serapa düşmanlar arasında taksim ediliyor. Cennet-i âlâ o muazzam Suriye mamureleri ile büyük Ermenistan namı altında Adana, Urfa, Ayıntep, Maraş ve daha şimale doğru bütün vilayet-i şarkiye Fransız zulüm ve tahakkümü altına veriliyor.

Bir senedir asayiş bahanesiyle taht-ı işgale (işgal altına)aldıkları memleketimizde Yunan ve Fransız "mel'unları ?" biribirine refakat edercesine ele geçirdikleri yerlerde din kardeşlerimize tarihin kaydetmediği vahşetleri ,canavarlıkları reva görüyorlar . Dün İzmir'e giren Yunan haydutları on binlerce ehl-i imanı katl-i amm (kırım) eyledikleri ve yüz binlercesini ,şehir ve kasaba ve köylerini yakıp yıkarak hâk ile yeksan (yerle bir) ederek yersiz yurtsuz bıraktıkları halde hırıstiyan medeniyetinin o maruf meziyatından (bilinen üstün özelliklerinden) ötürü ma'dud olan (saygı gören) Fransızlar da nahak yere sokuldukları anavatanımızda, canavarlara rahmet okutacak binlerce münazır-ı fecaat (acı veren tartışmalar) ve vahşeti (ilkelliği) tasvir ve ibcal ediyor (yüceltiyor).

İşte bakınız sevgili memleketimiz gibi bütün sekenesi (oturanları) ve her varlığı ile Müslüman olan Maraş 15 günden beri Ermenilerle el ele veren Fransızların top şarapnelleri tesiriyle peyda olan (meydana çıkan) korkunç yangın alevleri içinde kavrulup mahv oluyor.

Ya müminin (inananlar), yerde bütün insanlar , gökte bütün melekler şahittir ki Türk ve Müslüman olmaktan başka bir günahı olmayan bu din ve millet kardaşlarımızın hasbetenillah (Allah rızası için)imdadına yetişiniz. Bu zavallıları hain düşmanların kanlı pençelerinden kurtarınız. Evet geliniz görünüz. Maraş yanıyor. Kanını dereler gibi akıtıyor. Namussuz Ermenilerin insaniyetten binasip(nasipsiz) Fransızların müthiş top ateşleri baran-ı bela (bela yağmuru) gibi dökülen mitralyöz yağmurları,yıldırımları bomba sesleri içinde boğulan kadın,çoluk,çocuk,ihtiyar,hasta gibi sınıf-ı acizenin (gücü yetmez sınıfın) kopardıkları vaveyla ve istimdad (yardım dileyen sesleri) dargâh-ı ilahiye (tanrı katına) kadar yükseliyor. Fakat halâs ve necat (kurtuluş)dakikalarının pek yakında hulûl edeceğine (geleceğine) eshab-ı kiram gibi kırılmaz bir azimle dönmez bir yüzle iman eden Maraş'lı din kardeşlerimiz 15 gündür uykusuz , amansız bir halde düşmanın kahır ve azab yağdıran bin türlü azab ve helâk vesaitiyle ,meşhur aslanlar gibi pençeleşiyor.

Maraş Şu dakikada bütün esaretzede (esarete uğramış) dünya mekânına bir ders-i ibret vermeğe çalışıyor. Zira bilir ki insanı hayvandan tefrik eden , devlet millet muhabbeti ve namus ve haysiyet duygusudur. Bu gün ruhuna vicdanına tamamiyle ve bütün manasiyle hakim olan bu mefkûreler yolunda düşman ne kadar kavi dost ne mertebe zebun olursa olsun hakim kaza ve kaderden yüz çevirmeyecek azm ve iradenin şiddet ve kuvvetiyledir ki sonuna kadar can verip can alacaktır .. Siz de bütün kudret, iman ve iltifatınızla dide-i basiret (akıllı görüş) ve intibahınızı (uyanıklığınızı) açınız Mutaassıp ehl-i salip taraftarının bu gün Maraş'ta açtıkları kan ve ateş çığırı görecekleri imkân nisbetinde bütün memalik ile belâd-ı islamiye (Müslümanlığın günahı) hakkında mutasavver bi rahim, bi iman ( tasarlanan acımasız, imansız) siyasetin tatbikatıdır.

Uyanınız ehl-i iman uyanınız. İnsana kanlı yaşlar döktürecek ve belki insaniyete lânetler yağdıracak şu feci hallerimizden ibret alınız. Şu Onbeş gün kadar pek kısa bir müddet zarfında biz gördük ve emin olunuz ki düşman, latezelzül (sarsılmaz) azim ve imanımız karşısında mutlaka haib (suçlu) ve aciz kalacaktır. 20. Asr-ı medeniyetde Kurun-u Vüsta (ortaçağ) zihniyetiyle salibe (haça) temin etmek istediği mevki-i muallâyı (yüksek mevkiyi), ihtiram ve ihtişamgâh ehl-i tevhid-i imanın (Alahın birliğine inananların) alâmet-i diniye-yi semavisi (yüce dinimizin sembolü ) olan eski ve pürnur ......-i helâlimize nasip ve müyesser olacaktır. Gayret bizden tevfik Allahdan kardeşler...

16 Şubat, 25. Sayı , 1. Sayfa

Sevgili Maraş'ımız Kurtuldu

Geçen günkü ilavemizde dindaşlarımıza tebşir ettiğimiz (müjdelediğimiz) üzere Maraş'ımızı Kuvâ-yı Milliye mücahid-i muhteremesi Fransız ve Ermenilerin zulüm ve fecaiinden kurtarmıştır. Düşmanlarımıza ebedi bir şeyn-i hacelet (utanç lekesi) ve bize şanlı ve şerefbahş bir hadise olarak kayd edilen bu kurtuluş başlangıcını umum milletimize tebşir ederiz (müjdeleriz).

Maraş'tan firar eden Fransız kuvvetleri Maraş - İslahiye yolu üzerinde .........'ya muvasalatlarında (vardıklarında) Kuvâ-yı Milliyenin yandan taarruzuna uğramışlar ve 50 yi mütecaviz maktul (ölü) bırakmışlardır.

Maraş'ta "........"de tahassun eden (sarp bir yere sığınan)Ermeniler teslim alınmış ve silahları derc ve cem edilmekte bulunulmuştur (toplanmıştır). Kuvâ-yı Milliye tarafından Ermenilerin hayat,mal ve namusları zerre kadar mutazarrır edilmemiştir (zarar verilmemiştir) Bu gün Maraş'ta yaşayan Ermeniler bize vahşet ve barbarlık isnad edenlere ne bariz bir sille-i tekziptir (açık bir yalanlarını yüzlerine vurmadır).

23 Şubat , 26. Sayı , 3. Sayfa

Zulmdide (zulüm gören) Maraş'ın Fezleke-i Vakayi-i Ahireden makdem

( son olayla ilgili özet anlatımdan sonrası)

Nakl-i iskan muamelesine tabi' tutulan (göç ettirilen) Ermeniler akib-i mütarekede (mütarekenin hemen arkasında) peyder pey avdete (geri dönmeye) başlamış ve haklarında her türlü muavenet icra edilerek huzur ve emniyet-i umumiyeleri (genel güvenlikleri) taht-ı temine (güven altına) alınmış olduğu halde üç ay sonra şerait-i mütareke hilafında(mütareke şartlarına uygun olmayan), temin-i asayiş (düzeni sağlamak) bahanesi ile livamıza gelerek 8 mah (ay) kadar kalan İngiliz kuvve-i işgaliyesi (işgal kuvveti)bile şikâyetlerimizi nazar-i takdire alarak umur-u hükûmet ve millete katiyyen müdahale eylememiş oldukları halde Kuvve-i mezkûreyi istihlaf eden (adı geçen kuvvetin yerini alan) Fransız kuvve-i işgaliyesi Fransız koruması altında gizlediği bir takım Ermeni çetelerini beraberinde getirip her türlü kavaid ve zavabıt-ı askeriyeden vareste (kural ve askeri nizamlara aldırış etmez) bir halde çarşı ve sokaklarda gezmelerine ve böyle milletdaşlarını Fransız sıfat-ı askeriyesinde(asker kılığında) görmekle temin-i firak eylemek (ayrılmayı sağlamak) isteyen Ermenilerin, Müslümanların hissiyatını rencide edecek (incitecek) nümayişlere tasaddi eylemeleri (girişmeleri) ve hatta Ermeni efradının kavlen ve fiilen vuku bulan tedhişat (korkutma-ürkütme) ve tecavüzat-ı namus (namusa yapılan saldırılara) karşı ahali-i İslâmiye tarafından fevk-el gaye (insanüstü) sabır ve tahammül gösterildiği İngilizler tarafından da takdir olunarak memleketten müfarakatları (ayrılmaları) sırasında İngiliz kuvve-i işgaliye Kumandanının eşraf ve ayan-ı memleket nezdinde davette gayet memnuniyetkârane bir tarzda beyan-ı veda ve Fransız kuvve-i işgaliyesi Kumandana da izhar-ı temenniyet eylediği (iyi dileklerde bulunduğu) bir zamanda Fransızlar hodkâmane (bencilce) ve hasmane (düşmanca) hallere devam ile yoldan geçen kadınların peçelerini kaldırmak ve iki İslâmı alenen şehit etmek ve bir taraftan deppoyda bulunan esliha (silahlar) ve cephane ve bombaları kendi devriyelerinin himayesi altında Ermenilere tevzi' (dağıtmak) ve nakliyelerini temin etmek ve buna şahit olan Osmanlı devriyesi üzerine ateş açarak polis memurunu cerh (yaralamış) ve berber"....." bizzat Fransız inzibat zabiti tarafından katl edilmiştir(öldürülmüştür).

Debboydaki eslihanın suret-i tevzii Ayıntaptan gelen hey'et-i tahkikiyenin netice-i tahkikatıyla ( silahların dağıtım şekli, Gaziantep'den gelen araştırma kurulunun araştırması sonucuyla) ve merhum berber "...." in keyfiyet-i katli (öldürülme şekli) de zabit-i mumaileyhin (adı geçen zabitin) itirafıyla tahakkuk eylemiştir.

Fransız kuvve-i işgaliyesi Ermenileri İslamlar aleyhinde teslih ve teşvik (silahlandırıp yüreklendirmek)le beraber bir taraftan anasır-ı Osmaniyeyi (Osmanlı unsurlarını) yek diğeri aleyhinde ifa-i cinayete tergıb ve igra (cinayet işlemeye isteklendirip / özendirip ve hırslandırmak) için bir takım menaat-ı şahsiye temini ,para ve memuriyet vaad ve iğva (yoldan çıkarma) ile binelzaman (zaman içinde) fesat ve nifak ekmek gibi hiç bir devlet-i muazzamaya (büyük devlete) ve millet-i müteveddineye (uygar görünen millete) lâyık olamayacak surette prensipler ta'kip ve bilnetice asayişsizliği serrişte ittihaziyle, maneviyat-ı gari makulelerini tatbik ( tutamak sayarak, akla uygun olmayan duygularını uygulamak) için hükûmete müdahaleye tasaddi edeceğini (girişeceğini) hisseden erbab-ı hamiyet ve eshab-ı hüsnü niyetin (yurtsever ve iyi niyet sahiplerinin) teklifat ve temenniyatını red etmesi üzerine, Osmaniye'den getirdikleri yeni propagandacıların teşebbüsat-ı kanun-u şikânanelerine müzaharetten (kanunsuz girişimlerine arka olmaktan) geri kalmamak ve hatta fikr-i maâli (kültür / bilgi) sahibi olan Ermeniler tarafından çekilen Fransız bandırasıyla daire-i hükûmete girmek, livamızın Kilikya'ya ilhak ve Osmaniye livasıyla birlikte Osmaniye Guvarnörü "Mösyö Andrea" tarafından idaresi ile ve her iki livanın jandarma alay kumandanı Sıdkı Efendi namında bir şahsa tevdi' edildiğini ilan ve Kal'a da Osmanlı bandırası keşidesine (bayrak direğine çekilmesine) müsaade edilmeyeceğini ve hükûmete keşide edilen (çekilen) Osmanlı Bayrağını da cebren (zorla) indirmek üzere bir zabit kumandasında Ermeni efradını hükûmete sevk eyledikleri ve zabıta teşkilâtı icrasıyla (kurarak) umum devair-i hükûmete (hükûmet dairelerine)memurlar tayin edeceği gibi beyanat ve icraata başlamışlar ve kal'aya Osmanlı Bayrağı keşidesini de men etmişlerdir( çekilmesini de yasaklamışlardır).

Kuvve-i işgaliyenin bu siyaset-i sakilesi ( çirkin siyaseti) yüzünden vukuat ve hadisat-ı müessife (esef edilecek olaylar) bir birini takip etmektedir.

Ahiren gelen General "Gouraud (Guro)" dahi livamızın Kilikya'ya ilhakından bahstmekte ve Fransız idaresinin İslamlara karşı gösterdikleri husumetten cüretyab olan (cesaretlenen) Ermeniler dahi ika'-ı cinayatda (cinayetler işlemekte) Fransızlarla adeta müsabaka ediyorlar . Müslümanlıktan başka bir kusuru olmayan biçare bir kısım efrad suret-i feciada (feci bir durumda) boğazlanmak ve kulakları kesilmek suretiyle katl edildi..

Şeyh mahallesi kahve hanesinde bulunan ahali üzerine Fransız kuvve-i askeriyesi kisvesini haiz (kıyafetini taşıyan) bir kaç Ermeni anarşisti tarafından bomba atılarak bir şahsın maktul (ölü) dört şahsın ağır surette mecruh (yaralı) düşmesine sebebiyet verildi. Mütecavizler ise Fransızlar tarafından karakol ittihaz (kabul)edilen kiliseye girdiler .

Fransızlar Ermenilerin tahrikatiyle (kışkırtmasıyla) hod be hod (kendi başına) ahali-i islamiyenin haremlerine kadar girerek taharriyat (araştırma) icra ve " ...." camiinde bulunan iki çocuğu tevkif ve işkence etmişlerdir. Ve ma'bedde tecavüzlerini tekrar eylemişlerdir.

Evine odun götürmek üzere memleketten çıkan iki fukara Müslüman Fransız karargâhının on dakika mesafesinde süngü darbeleriyle şehid edildi.

Firaren tahlis-i hayata muvaffak olan (kaçarak hayatını kurtaran) arkadaşları katillerin kışlaya girdiklerini , şahıslarını tayin edeceklerini hükûmete ihbar eylemeleri üzerine beray-ı tahkikat (soruşturma / araştırma için) Fransız karargâhına giden jandarma kumandanı ile polis komiseri , Ermeni neferleri tarafından elfaz-ı galize (kaba küfürler) ile tahkir ve düşnam olunarak (aşağılanıp küfür söylenerek) fasl-ı katlin (öldürme faslının) kendileri tarafından ifa edildiği ihsas olundu..

Haklı hiç bir sebebi olmayan ve tasviri daire-i imkâna sığmayan (anlatılması mümkün olmayan) bu tecavüzat elvermemiştir ki bu defa İslahiye tariki (yolu) üzerine eşkıya takibini vesile ittihazla( fırsat bilerek/ neden sayarak), hükûmete malûmat verilmeksizin harekât-ı askeriye icrasına ve Sıhhiyeli ,Şerifoğlu, Şikraviye ve sair karyeler top ateşiyle yer ile yeksan (yer ile bir) edildi.

Memleket ahalisini serbest hayattan mahrum bırakmak ve gerek Ermenilerin ve gerek Fransız neferlerinin damarlarında devam eden gayz ve kini tamamiyle teskin edebilmek (yatıştırabilmek) ve bilnetice (sonuç olarak) memleketin pek elim fecaiye sahne olmasını temin eylemek maksadiyle bu kere Fransız kumandanının neşreylediği beyannamede akşam saat altıdan sabah saat altıya kadar ahalinin işlerine gitmeleri men ve bu surette bir idare-i sıkiye (sıkı yönetim) ilan ve üzerlerinde silah taşıyanlar doğrudan birer cani addedilerek idam edileceği beyan edilmektedir.

Wilson prensiplerinden ve sulh meclis-i alisinin mukarrerat-ı adilanesinden ( adil kararlarından) kati ümit etmeyen biz İslamlar, haklarında adeta bir siyaset-i imhakârane tatbik ve ittihaz edilmektedir ( yok etme politikası benimsenip uygulamaktadir) ki : Bu hakikat Kilis'te neşr olunan beyanname münderecatınca (içeriğince) da kesb-i katiyet ve bedahet eylemektedir (kesinlik ve açıklık kazanmaktadır).

Binaenaleyh (bundan dolayı) Fransızlar gibi efkâr-ı aliye ve hürriyet-i vicdane teveccühkâr olan(yüksek fikirlere ve inanç özgürlüğüne yakınlık duyan-saygılı olan) bir millet-i necibeye (soylu millete) değil, akvam-ı vahşiyeye (ilkel kavimlere) bile lâyık ve reva olmayan (yakışmayan) şu tarz-ı idareyi alem-i medeniyet (uygar dünya) ve insaniyetin enzar-ı ibtisarına (candan bakışlarına) vaz' ve ilana müsaraat (süratle) ve pak olan hâkk-ı vatanın silah-ı zulm ve itisafla (vatan topraklarının zülüm ve haksızlık silahı ile) dökülecek kanlarla lekedar edilmemesi için icabeden tedabir-i serii ve saibenin (ivedi ve maksada uygun önlemlerin) icrasını temenni eyleriz.

Maraş Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

 

1 Mart,27. Sayı, 4. Sayfa,

Elaziz Ermeni Murahhasının Tekzip (yalanlama)Telgrafı

"Gazetenizin 21. Nüshasının 2.. Sahifesinde "Muhteviyatı Câlib-i Dikkat Bir Ser-rişte (içeriği dikkat çekici bir ipucu)" serlevha tahdında (başlığı altında) fikirleri teşviş edici (karıştırıcı) makaleyi protesto eder ve elde edilip sureti neşr olunan mektubun nusha-i asliyesinin buraya gönderilip tahkikat hakkında takibat-ı kanuniye icra edilmesini selâmet-i vatan namına talep ederim. Patrik Zaven Efendiye o mealde bir mektup yazmadığımı da alenen ilân edip telgrafımın gazetenizde dercini insaniyet namına rica ederim."

Elaziz Ermeni Patriği

Piskopos Kivor.

Biz bu mektubu aynen neşr ederek mahiyet-i asliyesini (içyüzünü) bütün çıplaklığı ile meydana koymayı vatandaşlığın gereği görmüş tercümesini hülâseten (kısaltarak) yazmıştık.

Yukarıda derc ettiğimiz telgrafla bu mektubun aslı olmadığını idda eden piskopos'a bildiririz ki : uydurma bir mektup İrade-i Milliye sütunlarında yer bulamayacağı gibi bunda bir maksad-ı faidede mutasavver ( yarar sağlama amacı da tasarlanmış) değildir. Saniyen (ikinci olarak) her hangi bir ferd ve vatandaşa iftira etmek milliyetimize münafi (karşıt) ve kanunen memnudur (yasaktır)

Bizim neşr ettiğimiz mektuptaki imza ile telgrafdaki isim arasında fark yok ise - ki: vaki' olan müracaatla fark olmadığı anlaşılıyor - açıkça şunu söyleyelim ki hissiyat-ı vataniye ile mütenasip (vatan duygusuyla uyumlu) olmayan tarz-ı mahiranede (ustalıkla) yazılmış ve üzeri piskoposluk makam-ı ruhaniyesine ait arma ile damgalı ve imzalı bir mektup vardır. Sureti fotoğrafla teksir edilmektedir. Ve buna benzer Adana'da Kilikya ...a yazılan diğer bir mektup eldedir.

Efkâr-ı umumiyeyi tenvir edecek (kamu oyunu aydınlatacak) derecede malûmat (bilgi) verdiğimiz bu meseleyi vatandaşlarımızdan beklediğimiz hissiyat-ı vataniyeyi müteessir etmemek (vatan duygularını incitmemek) için fazla teşrihe (açıklamaya) lüzum görmüyoruz. İcaberse aynen neşr ederiz.

İrade-i Milliye